Evlerde Mescid Edinmek (189. Hadis-i Şerif Dersi)

Evlerde Mescid Edinmek

Mahmûd bin Rebî el-Ensârî (r.a) şöyle buyurur:

“Rasûlullâh (s.a.v)’in ashâbından ve Bedir’e katılan Ensâr’dan biri olan Itbân bin Mâlik (r.a) bir gün Rasûlullâh (s.a.v) Efendimiz’e gelip:

«‒Yâ Rasûlâllâh, gözlerimde hayır kalmadı. Hâlbuki kavmime namaz kıldıran da benim. Yağmurlar yağdığı vakit onlarla benim aramızda olan dere akıyor da mescitlerine gidip namaz kıldıramaz oluyorum. Yâ Rasûlâllâh, gönlüm istiyor ki, bana gelip evimde namaz kıldırsanız da Siz’in namaz kıldığınız yeri namazgâh edinsem!» dedi.

Rasûlullâh (s.a.v) Itbân’a:

«‒Olur, geleyim inşallah!» buyurdular.

Itbân (r.a) hâdisenin devâmını şöyle anlatır:

«‒Ertesi sabah Rasûlullâh (s.a.v) ile Ebû Bekir (r.a), gün yükseldiği vakit bana geldiler. Rasûlullâh (s.a.v) izin istediler. Ben de girmelerine izin verdim. Eve girdiklerinde oturmadılar:

“‒Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdular. Evin bir tarafını kendilerine gösterdim. Rasûlullâh (s.a.v) namaza durup tekbîr aldılar. Biz de arkalarında durup saf olduk. İki rekât kıldırıp selâm verdiler. Rasûlullâh (s.a.v)’i kendileri için pişirdiğimiz bir hazîre’yi yemeleri için alıkoyduk. Kabilemizin ahâlîsinden birçok kimseler (Rasûlullâh (s.a.v)’in teşrîflerini haber alarak birer birer) eve gelip doldular. İçlerinden biri:

“‒Mâlik bin Duhayşin veya İbnü’d-Duhşün nerede?” diye sordu. Oradakilerden biri:

“‒O, Allâh’a ve Rasûlullâh’a muhabbeti olmayan bir münâfıktır.” dedi. Rasûlullâh (s.a.v) ona:

“‒Böyle söyleme! Görmüyor musun ki, «Lâ ilâhe illallâh (Muhammedü’r-Rasûlullâh)» diyor. Ve bunu sırf Allah için söylüyor.” buyurdular. (O, söyleyen de):

“‒Allâh ve Rasûlullâh daha iyi bilir.” dedi.

Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in münafıklara karşı hep teveccüh ettiğini, samimi davrandığını ve hep onların iyiliğini düşündüğünü görürdük. Sonra Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v):

“Allâh Teâlâ, rızâ-yı Bârî’yi arayarak «Lâ ilâhe illallah» diyen kimseyi nâr-ı Cahîm’e harâm etmiştir.” buyurdular».” (Buhârî, Salât, 46)

Şerh:

Berâ bin Âzib (r.a), kendi evindeki mescidinde cemâat hâlinde namaz kıldırmıştır. (Buhârî, Salât, 46)

Itbân (r.a), Hazrec’lidir. Bu hadîsten anlaşılacağı üzere Sâlim Oğulları’na imam­lık yapardı. Yaşlanmış, Muâviye’nin günlerine kadar yaşamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) hicretten sonra onu Ömer bin Hattâb (r.a) ile kardeş yapmışlardı. Müteaddid rivayetlere göre Itbân’a ârız olan rahatsızlık, körlüğe yakın görme zayıflığıdır.

Taberânî’nin rivâyetine göre Itbân (r.a), Efendimiz (s.a.v)’i Cuma günü dâvet etmiş, Allah Rasûlü (s.a.v) de Cumartesi günü icâbet etmişlerdir.

Hazîre, yağlı çorbaya denir. Ufak ufak kıyılmış et ile olan bulamaç aşına da denir. Bir de noktasız harflerle Harîre rivayeti de vardır ki, un ile yoğurttan ya­pılan bir çorbadır. Bir rivayette de Ceşîşe geçer ki bulgur ve yarma türü şeylere ve bulgur pilavına denirmiş. İçine et veya hurma kıyıp öyle pişirirlermiş.

Şehâdet getirenlere Cehennem’in haram kılınmasından maksat, orada ebedî kalmamaları veya kâfirler gibi Cehennem’in şiddetli yerlerine atılmayıp daha hafif bir azâba mâruz kalmalarıdır. Yoksa günahları affedilmeyen isyankârların Cehennem’de cezâlarını çektikten sonra Cennet’e gireceklerine dâir pekçok hadîs-i şerîf vardır.

Îmânda ihlâslı olmak îcâb eder.

Nâfile namazları evde kılmak daha faziletlidir.

*

Câmilere ve benzeri hayırlı yerlere girerken evvelâ sağ ayağı atmak sünnettir. İbn-i Ömer (r.a) bu tür yerlere girerken önce sağ ayağını atardı, çıkarken de evvelâ sol ayağını atardı. (Buhârî, Salât, 47)

Enes (r.a) şöyle buyurmuştur:

“Mescide gireceğin zaman sağ ayağınla başlaman, çıka­cağın zaman ise sol ayağınla başlaman Sünnet’tendir.” (Hâkim, I, 338/791)

Hz. Âişe (r.a) şöyle buyurur:

“Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) imkân nisbetinde bütün işlerinde sağdan başlamayı severdi: Temizliğinde, taranmasında, ayakkabılarını giymesinde…” (Buhârî, Salât, 47)

%d bloggers like this: