Taşların Zikri

May 21, 2016 in Hz. Osman (r.a)'dan 111 Hayat Ölçüsü

Süveyd ibn-i Zeyd şöyle anlatır:

Ebû Zer (r.a)’ı Mescid’de yalnız başına otururken gördüm. Bunu bir ganîmet bilerek hemen yanına varıp oturdum. Ona Hz. Osman’dan bahsettim. Şöyle dedi:

“Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in huzur-i âlîlerinde şâhid olduğum bir hâdise sebebiyle ben Osman hakkında hayırdan başka bir şey kesinlikle söylemem!

Ben Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in yalnız olduğu vakitleri kolluyor ve O’ndan bir şeyler öğreniyordum. Bir gün gidip baktığımda Allah Rasûlü (s.a.v) çıkmışlardı. Ben de peşlerinden gittim. Bir yere oturdular, ben de yanlarına oturdum. Bana:

«–Ey Ebû Zer! Niçin buraya geldin?» diye sordular. Ben de:

«–Allah ve Rasûlü için!» dedim.

Bu esnada Ebû Bekir (r.a) gelerek selâm verdi ve Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in sağına oturdu. Rasûlullah (s.a.v):

«–Ey Ebû Bekir! Niçin buraya geldin?» buyurdular.

Ebû Bekir (r.a):

«–Allah ve Rasûlü için geldim!» dedi.

Sonra Ömer (r.a) gelerek Hz. Ebû Bekir’in sağına oturdu. Rasûlullah (s.a.v):

«–Ey Ömer! Niçin buraya geldin?» buyurdular.

Ömer (r.a):

«–Allah ve Rasûlü için!» dedi.

Sonra Osman (r.a) geldi ve Ömer’in sağına oturdu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ona da:

«–Ey Osman! Niçin geldin?» buyurdular.

Hz. Osman (r.a) da:

«–Allah ve Rasûlü için!» diye cevap verdi.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) yerden yedi veya dokuz adet çakıl taşı aldılar. Taşlar O’nun elinde tesbîh etmeye başladı. Onlardan arı vızıltısı gibi sesler işittim. Allah Rasûlü (s.a.v) taşları yere bırakınca sesleri kesildi. Sonra Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) o taşları Hz. Ebû Bekir’in eline koydu. Taşlar onun elinde de tesbih ettiler. Onlardan arı vızıltısı gibi sesler işittim. Ebû Bekir (r.a) taşları yere bırakınca sesleri kesildi. Allah Rasûlü (s.a.v) taşları Hz. Ömer’in eline koydu. Taşlar yine tesbih etmeye başladı. Onlardan arı vızıltısı gibi sesler işittim. Ömer (r.a) taşları yere bırakınca yine sesleri kesildi. Sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v) taşları alıp Hz. Osman’ın avucuna koyunca taşlar onun elinde de tesbih ettiler. Onlardan arı vızıltısı gibi sesler işittim. Sonra onları yere bıraktı, onlar da sustular.”

İmâm Zührî, bunun hilâfetle alâkalı olduğunu söylemiştir.

Taberânî’nin Evsat’ındaki rivâyette şu ziyâde vardır:

“Onların tesbîhini halkadaki herkes işitiyordu. Sonra onları bize verdi, hiçbirimizin yanında tesbîh etmediler.” (Heysemî, VIII, 299. Krş. Heysemî, V, 179)