Sevinin! Allah Dinini Üstün Kılacak

May 21, 2016 in Hz. Osman (r.a)'dan 111 Hayat Ölçüsü

Hz. Osman (r.a), yaşadığı bir hâdiseyi hatırladığında gözlerinden yaşlar akmış ve şöyle anlatmaya başlamıştır:

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) bir gün Kâbe’yi tavaf ediyor, o esnâda Ukbe bin Ebî Muayt, Ebû Cehil ve Ümeyye bin Halef de Kâ’be’nin Hicr bölgesinde oturuyorlardı.

Allah Rasûlü (s.a.v), hizâlarından geçerken hoşuna gitmeyecek bazı laflar söylediler. Peygamber Efendimiz’in bu sözlerden hoşlanmadığı mübarek yüzünden belli oluyordu.

Yanına yaklaştım. Âlemlerin Fahr-i Ebedîsi’ni, Hz. Ebû Bekir’le birlikte aramıza aldık. Rasûlullah (s.a.v) parmaklarını benim parmaklarımın arasına geçirdi. Birlikte tavaf etmeye başladık.

Ebû Cehil ve arkadaşlarının hizâsına geldiğimizde, Ebû Cehil, Allah Rasûlü’ne:

“–Vallahi, denizlerde bir kıl parçasını ıslatacak kadar su bulunduğu ve Sen de atalarımızın taptığı tanrılara tapmaktan men ettiğin müddetçe, Sen’inle barışmayacağız!” dedi.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) de:

“–Ben de öyle!” buyurdular.

Tavafın üçüncü şavtını da böylece yapıp dördüncü şavta başladığımızda, Ebû Cehil yerinden fırlayarak Peygamber Efendimiz’in yakasını tutmak istedi. Ben sadrından itince sırt üstü düştü.

Hz. Ebû Bekir, Ümeyye bin Halef’i; Allah Rasûlü (s.a.v) de Ukbe bin Ebî Muayt’ı defetti.

Onlar, Peygamber Efendimiz’in başından dağılınca, Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) ayakta durup onlara:

“–Vallahi, siz âcil azâbı hak edinceye kadar bu kötülüklerinizden vazgeçmeyeceksiniz! Sizler, Peygamberiniz için ne kötü kavimsiniz!” buyurduktan sonra evine döndü.

Biz de arkasından evine kadar tâkip ettik. Peygamber Efendimiz (s.a.v), kapısının önünde durup yüzünü bize döndürdü ve şöyle buyurdu:

“–Sevinin! Hiç şüphesiz, Allah Teâlâ dinini açıklayıp üstün kılacak ve Peygamberine de yardım edecektir. Şu gördüğünüz kişiler, Yüce Allah’ın sizin elinizle tez vakitte helâk edeceği kimseler arasındadır!”

Vallahi, ben onları Yüce Allah’ın bizim ellerimizle kahrettiğini gördüm.[1]



[1] Bkz. İbn Cevzî, el-Vefâ, I, 188-189; İbn Seyyid, Uyûnu’l-eser, I, 194-195; Halebî, İnsânu’l-uyûn, I, 472