KİTÂBÜ’T-TEYEMMÜM

September 17, 2016 in Buhârî'de Temizlik

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“…Hasta veya yolculuk hâlinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse ya da kadınlara dokunmuşsanız (yani cinsî münasebette bulunmuşsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de niyet ederek yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin! Allah (c.c) size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez, fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (el-Mâide, 6. Krş. en-Nisâ, 43)

“Teyemmüm”, lügatte “kastetmek, yönelmek” demektir, onun için niyetsiz teyemmüm olmaz. Niyet onun mâhiyetine dâhildir. Terim olarak teyemmüm, suyu temin etme veya kullanma imkânının bulunmadığı durumlarda büyük ve küçük hükmî kirliliği (hades) gidermek maksadıyla iki eli temiz toprak veya yer cinsinden sayılan bir maddeye sürerek yüzü ve iki kolu meshetmekten ibaret hükmî temizliktir.

Âyet-i kerîmede geçen “saîd” kelimesi yeryüzü demektir ki, taşı da toprağı da içine alır. Bu sebeple ele hiç toprak bulaşmasa bile bir taş ile de teyemmüm câizdir. Lâkin İmâm Şafiî (r.a) biraz­cık olsun toprak bulaşmalı demiştir.

“Tayyib” de tertemiz demektir. Binâenaleyh toprak pis veya şüpheli olmama­lıdır. Demek olur ki, İslâm’da maddî ve mânevî temizlik meselesinin o kadar ehemmiyeti vardır ki, su bulunmadığı zaman, hiç olmazsa gusül veya abdest ye­rine taharete niyet ve kalbini temizliğe bağlayıp maddî cihetten de tertemiz bir toprağı abdest âzâlarının yarısı demek olan yüzüne ve dirseklerine kadar elle­rine dokundurmalıdır. Yâni ellerini bir kere toprağa vurup yüzüne mesh etme­li, bir kere daha vurup dirseklerine kadar ellerini meshetmelidir… (Elmalılı, Hak Dîni, II, 1359-1360, 1589)