İdrardan Korunmamak Büyük Günahtır

Abdullah bin Abbâs (r.a) şöyle buyurmuştur:

“(Bir defasında) Nebiyy-i Mükerrem Efendimiz (s.a.v) Medîne veya Mekke bahçelerinden birinin yanından geçiyorlardı. Kabirlerinde azab gören iki insanın sesini duydular. Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v):

«‒Bunlar azap görüyorlar. Hem de azap görmeleri (zâhiren) büyük bir şey için değildir» buyurduktan sonra:

«‒Evet, (aslında günâhları büyüktür); biri idrarından korunmazdı, diğeri de kovuculuk yapardı!» buyurdular.

Ondan sonra yaprakları olmayan taze bir hurma dalı istediler. Dalı ikiye bölüp her birinin kabri üzerine birer parça diktiler. Ashâb-ı kirâm:

«‒Yâ Rasûlâllâh, bunu niçin yaptınız!» diye sordular.

Efendimiz (s.a.v):

«‒Bunlar kurumadığı müddetçe belki azapları hafifler!» cevabını verdiler. (Buhârî, Vudû’, 55)

Şerh:

Bu günahların zâhiren büyük bir şey olmaması, birkaç damla bevlden sakınılmaması veya dile kolay gelen birkaç söz sarfedilmesi îtibâriyledir. Yoksa hadd-i zâtında her ikisinin, hele nemîmenin (söz taşımanın) günâh olması dolayısıyla büyük olması lâzım geleceğine işaret buyurmak istemişlerdir.

Bir de bu günahlar, sahiplerinin gözünde küçük görülüyorlardı, ama aslında büyük günahlardır.

Cenâb-ı Hak iftirâcılar hakkında şöyle buyurur:

“Siz onu basit ve önemsiz bir şey sanıyordunuz, hâlbuki o, Allah yanında büyük bir vebaldir.” (en-Nûr, 15)

%d bloggers like this: