5. Hicret ve Medîne Devri

Müşriklerin işkenceleri dayanılmaz hâle gelince Allah Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, ashâbına gizli gizli hicret etmelerini söyledi. Bunu öğrenen müşrikler yalnız kalan Peygamber Efendimiz’e suikast düzenlediler. Her kabileden bir genç gelip aynı anda saldıracaktı. Böylece Allah Rasûlü’nün yakınları bir hak iddia ettiğinde bütün kabileleri karşısında bulacaktı. Bu esnâda, Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e de hicret etmesini emir buyurdu. Rasûlullah r, Hz. Ali’yi çağırıp üzerinde bulunan emânetleri yerlerine teslîm etmesi için yerine vekil bı­raktı. Çünkü Mekke’de, kıymetli bir eşyâsı olup da, sıdkını ve emînliğini bildikleri için, onu Rasûlullah’a emânet etmeyen kimse yoktu.

O gece müşrikler evin etrâfını sarmışlardı. Fakat Allah’a tevekkül ve teslîmiyeti sonsuz olan Peygamber Efendimiz’de hiçbir tereddüd, endişe ve telâş yoktu. Bir avuç toprak alarak müşriklerin üzerine serpti ve Yâ-sîn Sûresi’nin ilk âyet-i kerîmelerini okuyarak aralarından süzülüp geçti. Onu hiçbiri göremedi.

Böylece Allah Rasûlü r, Mekke’deki on üç yıllık irşad gayretlerinden sonra Medîne’ye hicret etmiş oldu. Medîneli müslümanlar olan Ensâr ile Mekke’den göç ederek gelen Muhâcirleri birbirleriyle kardeş îlân etti. Ensâr, Muhâcir kardeşlerine mal beyânında bulunarak; “İşte malım; al, yarısı senin olsun!..” dediler. Buna mukâbil gönülleri birer kanaat hazînesi hâline gelen Muhâcirler de:

“−Malın mülkün sana mübârek olsun kardeşim, sen bana çarşının yolunu göster, kâfî!” diyebilme olgunluğunu sergilediler. (Buhârî, Büyû, 1)

Rasûlullah r o günlerde Medine’de yaşayan Muhâcirler, Ensâr ve Yahudiler’in birbirlerine ve yeni İslâm devletine karşı mesuliyetlerini tanzim eden bir anayasa hazırladı. “Medîne Vesîkası” denen bu metin, dünya tarihindeki ilk yazılı anayasa idi.[1]

Müşriklerin müslümanlara gösterdiği açık düşmanlık ve komşu yahudilerin sık sık anlaşmayı bozup sözlerinden dönmeleri sebebiyle bazı savaşlar yapıldı. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Rasûlullah r, askerî harekâtlarda öyle bir merhamet siyaseti izledi ki, kısa sürede bütün Arap Yarımadası’nı idâresi altına aldığı hâlde, her iki taraftan da fazla kan dökülmesine meydan vermedi. Bütün problemleri öncelikle sulh yoluyla halletmeyi tercih etti.[2]



[1] Prof. Dr. M. Hamîdullah, The First Written Constitution in the World, Lahore 1975.

[2] Bkz. Prof. Dr. M. Hamîdullah, Hz. Peygamber’in Savaşları, İstanbul 1991; Elşad Mahmudov, Sebep ve Sonuçları İtibâriyle Hazret-i Peygamber’in Savaşları, İstanbul 2005.

%d bloggers like this: