b. İçki ve Uyuşturucu

Alkollü içki ve uyuşturucular, insan fıtratına tamamen zıt olan zararlı maddelerdir. Aslolan insanın ayık ve uyanık olmasıdır. Kendinden geçmiş vaziyette, rehâvet ve tembellik içinde bulunmak makbûl değildir. Uyanıklığı terk etmenin sonucu ise umûmiyetle sapıklığa düşmektir. O hâlde içkiyi ve uyuşturucu maddeleri tabiî görüp benimseyenlerin sapıklığa düşmeleri kaçınılmazdır.

İçki, hem fert hem de toplum için büyük bir fesat sebebidir. İçki içmek aklî melekelere zarar verir. Hâlbuki dünya ve âhirete yönelik bütün maslahatlar ancak akılla gerçekleşir. Akıl gidince insan, akla hayâle gelmez hatalara dalar. Nasıl ki ispirtonun içine bir kıvılcım düştüğünde hemen alev alırsa, alkol bağımlısı bir beynin ve kalbin içinde kötülüğün ateşini tutuşturmak da bu kadar kolay olur.

İçki, kumar, şans oyunları gibi insana maddî ve mânevî sarhoşluk veren şeyler, insanlığın ebedî düşmanı olan şeytanın elindeki en tesirli silâhlardır. İnsan bunlardan uzak durmadıkça felâha ermesi mümkün değildir. Şeytan, içki ve kumar yoluyla insanlar arasına kin, husûmet ve düşmanlık sokar, onları birbirine düşürür. Onları Allah’ın zikrinden, namazdan ve ibadetlerden alıkoyarak âhiret fukarâları hâline getirir. Kumarda kaybeden taraf, kazanma ümidiyle tekrar tekrar oynama hırsına kapılır, sonunda ferdi ve îçtimâî pek çok huzursuzluklar zuhûr eder. Fal bakmak sûretiyle, Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği gayb âleminden haberler verilerek zavallı insanlar aldatılır, en kıymetli nimetlerden biri olan akıl devre dışı bırakılır. Kısacası bu kötü alışkanlıklar insanların hem dünyalarını hem de âhiretlerini berbat eder. Dolayısıyla iki cihanda da perişân olmaktan kurtulmanın yolu, Allah’ın yasakladığı günahları terk etmektir. (Mâide, 90-91)

Rus profesör Raçinski, şu ibretli sözleri söyler:

“Şeytan, şişenin içinde bekler ve alkol bağımlılarının elinde avucunda ne varsa hepsini alır. Hatta üzerlerindeki son gömleklerini, kucaklarındaki yavrularının son lokmasını bile kapar. Bundan başka şişedeki şeytan, kendine köle ettiği insanların ve âilelerinin sıhhatini, nâmusunu, vicdanını, sevinç ve sürûrunu, huzur ve saâdetini alır. İnsanlarda çalışma azmini ve duygusunu kırdığı gibi onları her türlü kazançtan da mahrum bırakır. Bu kadar çeşit içkinin hazırlanması için ne kadar yiyeceğin, içeceğin ve emeğin hebâ edildiğini bir düşününüz. Eğer insanların alkol bataklığına pervasızca saçıp savurduğu milyarlarca kilo ekmek, erik, incir ve üzümün hepsi bir araya toplansa, hiçbir zaman dünyada açlık ya da gıda pahalılığı olmaz. Bırakın insanları, hayvanları bile doyuncaya kadar besleyecek her çeşit yiyecek bulunabilir.

Şişedeki şeytanın bütçesi tam olarak nedir bilinmez. Şeytana uyanlar, kullandıkları içkinin vergilerini zamanında öderler. Lâkin aynı kişiler, başka insanlara ödemek mecburiyetinde oldukları borçlarını bir türlü ödemezler. Şeytan kendi alacaklarını her zaman ve eksiksiz tahsil eder. Eğer bu insanlar ödeyecek paraları yoksa bile, ya çalarlar ya öldürürler ya da kendilerinin ve âilelerinin nâmusunu, şerefini satarlar, ne yapıp eder şeytanın vergisini mutlaka öderler.

Alkol yüzünden binlerce kıymetli ve seçkin insanın hayatı mahvolmuştur. Bu insanlar sahip oldukları değerleri hep kaybetmişlerdir. İçki ve alkol, milyonlarca büyük insanın sıhhatini bozmuştur. Bataklık bir zemin üzerine sağlam ve büyük binalar yapılamayacağı gibi, alkolik ve ayyaş olan bir milletin içinde de kalıcı bir düzen sağlamak ve huzurlu bir hayat tesis etmek mümkün değildir. Bu sebeple, ıslâh faaliyetlerine, öncelikle bütün bir milleti bu feci durumdan uyandırıp ayıltmakla başlamalıdır.”[1]

Dünya Sağlık Teşkîlatı’nın otuz ülkeyi içine alan son araştırma raporlarına göre, cinâyetlerin % 85’i (% 60-70’i âile içine dönük), tecâvüzlerin % 50’si, şiddet hâdiselerinin % 50’si, eşlerini dövenlerin % 70’i, işe gitmeyenlerin % 60’ı ve akıl hastalığı vak’alarının % 40-50’si alkolden kaynaklanmaktadır. Alkoliklerden doğan çocuklarda aklî ârızalar % 90’lardadır. Alkolik bir kadının özürlü bir çocuğa sahip olma riski % 35 gibi yüksek bir orandır. Çünkü alkol, anne rahmindeki büyümeyi ve doğum sonrası gelişmeyi engeller; çocukta zekâ geriliğine, boy kısalığına ve davranış bozukluklarına sebep olur. İçki mübtelâsı olan insanların çocukları, sürekli çekişme ve şiddet dolu bir âile atmosferinde yaşadıklarından, onlarda duygusal çöküntü ve davranış bozukluklarının artma riski çok yüksektir. Dolayısıyla bu çocukların çoğu, okulda ve hayatta başarısız olur.[2]

Trafik kazaları, intiharlar, suça teşvik, âile parçalanması, iş hayatının bozulması, meslek kayıpları ve muhtelif ekonomik kayıplar da içkinin çokça görülen zararları arasındadır. İnsanın aklını dumûra uğratan içki, kişinin görüş ve düşüncesini ifsâd, malını da telef eder.

İngiliz Hükümeti resmî raporuna göre alkol tüketimi sebebiyle meydana gelen kavga, yaralanma, hastane masrafları ve sâir durumların İngiliz ekonomisine getirdiği yük, yıllık 20 milyar sterlin (30 milyar dolar) civarındadır.[3]

Rasûlullah r şöyle buyurur:

“Sakın içki içme, çünkü o bütün kötülük ve şerlerin anahtarıdır.” (İbn-i Mâce, Eşribe, 1)

“Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 5/3681; Tirmizî, Eşribe, 3/1865)

Bu sebeple, “Sarhoş olmayacak kadar içmekle bir şey olmaz” diyenlere aldanmamalıdır. İslâm, günaha giden yolları tamamen kapatarak kötülükleri en güzel şekilde önlemek ister. Hayatın pratiğine uymayan teorik çözümleri kâle almaz. Yasakları, caydırıcı olması için büyük bir hikmetle koyar ve bunları çiğneyenlere de en uygun cezaları verir. Bu durum, İslâm’ın insana ne kadar değer verdiğini, onu nihayetsiz bir şefkat ve merhametle kucakladığını gösterir.

Alkollü içkiler hakkında söylenenler uyuşturucular için de geçerlidir. Morfin, afyon, kokain, eroin, esrar gibi uyuşturucular da haramdır. Tıbbî maksatla ve hekim denetiminde kullanılan narkoz bunun hâricindedir. Uyuşturu maddeleri kullananlar Allah’ın en büyük lutfu olan akıl ve iradelerini kullanamaz, kendilerine hâkim olamaz, kâr ve zararlarını bilemezler.



[1] Grigory Petrov, İdeal Öğretmen, İstanbul 2005, s. 48-52.

[2] Musa Tosun, “İçki” mad., Diyanet İslâm Ansiklopedisi, XXI, 463.

[3] The Guardian, Saturday March 27 2004, “Sobering thoughts about a claim”, Sean COUGHAN. İngiliz toplumunda alkol tüketiminin had safhaya çıkması sebebiyle tıp bilim adamları İngiliz Hükümeti’ni devamlı îkâz ederek içki tüketim artış hızının frenlenmesini tavsiye ediyorlar. Alkolün ekonomiye ve insan vücûduna zararları hükûmet raporlarında vurgulanıyor. İçki satışını zorlaştırmak için içki satan yerlerin çalışma saatlerini azaltmak, içki şişelerinin raflardan tezgâh arkalarına indirilmesi, promosyonlara mânî olunması gibi hususlar üzerinde çalışmalar yapılıyor.

%d bloggers like this: