KİTAP HAKKINDA

August 26, 2013 in Üsve-i Hasene 1

“Üsve-i Hasene…”

Bu iki kelimeyi iyi bellemek ve onun bizim hayatımıza tealluk eden boyutunu kişiliğimize taşımakla yükümlüyüz.

Çünkü bu, Rabbimizin kelam-ı kadiminde Rasul-i Müctebâ’sını bize takdim ettiği muazzez vasfın terkibidir.

“Güzel örnek” buyuruyor Allah Teala. Bu terkibin içinde Rabbimiz var, muazzez elçisi var ve biz varız. İnsanoğlu var.

Yaratan, bütün zamanların önüne, insan için ulaşılması, aynileşilmesi, bütünleşilmesi gerekli örneği sunuyor.

Bakınız bu konudaki ayet-i kerime nasıldır:

“Kesin olan şu ki, sizin için, Allah’ın huzuruna çıkmayı umanlar, ahiret gününe inananlar ve Allah’ı çok çok zikredenler için Allah’ın Rasulü güzel bir örnektir.” (Ahzab, 21)

Allah’ın huzuruna çıkacağımızı her an bir kalb atışı halinde içimizde hissediyorsak, ahiret gününe imanın, amentü çerçevemizin temel umdelerinden biri olduğunun idrakinde isek ve Allah’la birliktelik idraki damarlarımızdaki akış halinde ise, o zaman Allah Rasulü (sallalahü aleyhi ve sellem)’nün elinden tutmalıyız. Çünkü o yolculuk, O’nunla birlikte yürünür.

 Altınoluk, bugüne kadar “hediye kitap” olarak Rasulullah Efendimiz etrafında bir çok eser armağan etti okuyucularına. Siyer, Şemail vs. olarak…

Ama O’nu hecelemeye devam etmek, bizim hiç sona ermeyecek ana davamızdır.

Eğer Rabbimiz “Güzel örnek” olarak tavsif buyurmuşsa, o “örnek”liği, hece hece çözmeye, anlamaya çalışacağız demektir. Hayatımız onunla mana kazanacak demektir. Onu harf harf taşıdıkça dimağımıza, kalbimize, tek tek her uzvumuza… hayatımız diriliğe kavuşacak demektir.

İşte, çalışmalarını İLAM (İlmi Araştırmalar Merkezi) etrafında sürdüren iki genç ilim adamımız, Dr. Mustafa Öztürk ve Murat Kaya ile birlikte M.Ü. İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ömer Çelik kollarını sıvadılar, yüreklerini bilediler, dimağlarına ışık için dua ettiler ve bu “Kutlu Önder”i hecelemek için yola koyuldular.

“Güzel Örnek”liği hadis külliyatı ve İslam tarih müktesebatı içinde harf harf aradılar.

Gençtiler, aşk sahibi idiler, dolayısıyla yorgunluk hissine asla kapılmaksızın kitaplar… kitaplar arasında dolaştılar ve ışık ışık, renk renk Allah Rasulü (sallallahü aleyhi ve sellem)’ne dair buldukları her şeyi derleyip, toplayıp bir kitap ahengi içinde terkip ettiler.

Elbet Allah Rasulü deryalar ötesi bir dünya idi, onu kuşatmak zorun zoru idi. Her yapılanda bir eksiklik olması kaçınılmazdı. Üstelik bir tek kitapta bir kutlu önderliği dercetmenin zorluğu açıktı.

Ama, olsundu, elmas her noktadan farklı bir ışığı yansıtırdı ve yakaladığınız güzelliği sunmanın bir mahzuru olamazdı.

Bu üç genç ilim adamımız, Altınoluk’un onbinlerce insana ulaştırmaktan doyumsuz bir şeref ve anlatılmaz bir mutluluk duyduğu bu kitabı Rasulullah’ın muazzez şahsiyetinden yakalayabildikleri ışıklarla dercettiler.

Hiç şüphe duymadan ifade ediyoruz ki bir çiçek demeti, bir güzellik tablosu inşa ettiler.

Onlar da biliyor ki bu kitaba sığmayan bir derya daha var geride. Çok çalıştılar, bu eseri meydana getirdiler, ama daha çok çok çalışmaları gereken bir derin dünya bulunduğunun şuurundalar.

Bu kitap, Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ibadet dünyasına, ahlaki hayatına ve insan ilişkilerine dair güzellikleri derliyor. Rasulullah Efendimiz’in muzazzez şahsiyetinin diğer alanları başka çalışmalar gerektiriyor. Dileriz genç ilim adamlarımız o alanları da çalışırlar ve dileriz Altınoluk önümüzdeki yıllarda onları da okuyucularına armağan eder. Altınoluk yaşasın ve hep o Kutlu Önder’i anlatsın. Hep anlatsın. Bu aşkı Altınoluk’un, sedvası… Bizi böyle güzelliklere vesile kıldığı için Rabbimize sonsuz şükrediyoruz.

Genç ilim adamlarımıza ortaya koydukları cehd ve gayret için teşekkür ediyoruz.

Okuyucumuzu bu güzel kitapla başbaşa bırakırken, sözlerimizi ebedi alemde Rasulullah Efendimiz’e komşu olma dileğiyle tamamlıyoruz.