1. Çocukluğu ve Gençliği

September 10, 2013 in Ebedi Kurtuluş Yolu

Rasûlullah (s.a.v), mîlâdî 571 yılının 20 Nisan’ına tesadüf eden 12 Rabîulevvel Pazartesi sabahı, Güneş doğmadan az evvel Mekke-i Mükerreme’de dünyamızı şereflendirdi. Onun mübârek soyu Hz. İsmâîl’in oğlu Kayzar sülâlesinin en şereflisi olan Adnân’a kadar uzanır.[1] Rasûlullah (s.a.v), Kureyş kabilesi içinde, gerek baba ve gerek anne yönünden en temiz ve en şerefli bir âileye mensuptur.

Muhterem babası Abdullah Şam’a ticâret maksadıyla gitmiş, dönüşte Medîne’de hastalanarak Allah Rasûlü’nün doğumundan iki ay evvel vefât etmişti. Peygamber Efendimiz, iklim şartları daha güzel bir bölgede yetişerek daha sıhhatli olması ve Arapça’yı daha fasih konuşabilmesi için, dört yaşına kadar sütannesi Halîme Hatun’un yanında büyütüldü. Altı yaşına geldiğinde, annesi Hz. Âmine, hizmetçileri olan Ümmü Eymen’i de yanına alarak Efendimiz’i, babası Hz. Abdullah’ın kabrini ziyâret için Medîne’ye götürdü. Dönüşte Hz. Âmine hastalandı. Ebvâ Köyü’nde vefât etti. Oraya defnedildi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu sûretle anneden de öksüz kalmış olarak Mekke’ye döndü. Artık dedesinin yanındaydı. Fakat sekiz yaşında iken, dedesi Abdülmuttalib de vefât etti. Daha sonra onu amcası Ebû Tâlib yanına aldı ve fedâkârâne bir sûrette himâye etti.

Peygamber Efendimiz’in yetim çocukluğu ile gençliği, büyük bir nezâhet ve ulviyet içinde geçiyordu. Bir müddet çobanlık yaptı. Daha sonra ticaretle meşgul oldu.[2] Dürüstlüğü ve alışverişteki adâleti ile herkes tarafından tanındı, saygınlık ve îtibar kazanarak “el-Emîn: En emniyetli kişisıfatını aldı. Güvenilirlik âdeta onun ikinci bir ismi olmuştu. 25 yaşlarına geldiğinde Mekke’de sadece el-Emîn ismiyle çağrılıyordu.[3] Müşrikler kendi yandaşlarına değil, “Muhammedü’l-Emîn” dedikleri Rasûl-i Ekrem Efendimiz’e güveniyor ve kıymetli eşyalarını ona emânet ediyorlardı. Kâbe tamir edilirken Hacer-i Esved’i yerine koyma husûsunda ihtilâfa düştükleri zaman, hepsi de Peygamber Efendimiz’in hakemliğine îtirazsız teslîm olmuş, o da dâhiyâne bir çözümle büyük bir savaşı önlemişti.[4]

Allah Rasûlü (s.a.v) nübüvvetten önce de mürüvvet itibârıyla kavminin en üstünü, soy itibârıyla en şereflisi, ahlâk bakımından en güzeli idi. Komşuluk hakkına en ziyâde riâyet eden, hilim ve sadâkatte en üstün olan, insanlara kötülük ve eziyet etmekten en uzak duran o idi. Hiç kimseyi kınayıp ayıpladığı, hiç kimseyle münâkaşa ettiği görülmemişti.[5]

Rasûlullah (s.a.v), yirmi beş yaşlarına varınca, Mekke’nin şerefli kadını olan asil hanım Hz. Hatice (r.anhâ), onun dürüstlüğüne hayran kalmış, kendisine evlenme teklîfinde bulunmuştu. Hatice vâlidemiz, Peygamber Efendimiz’den on beş yaş büyük, çocuklu ve dul bir hanımdı. Hz. Peygamber (s.a.v), onunla insanlığa numûne olacak son derece nezih ve huzurlu bir âile yuvası kurdu. Evlilik hayâtının gençlik ve zindelik dönemine rastlayan ilk 24 senesi, yalnız Hz. Hatice (r.anhâ) ile geçti. Daha sonraki 5 senesinin de birazı yalnız, birazı da yine dul bir hanım olan Sevde vâlidemizle geçti. Ondan sonraki evlenmeleri ise, tamâmen İslâmî, insânî ve siyâsî gâyelere dayanıyordu. Maksatlı ve garazkâr kimselerin iddiâ ettiği gibi bu evliliklerin sebebi şehvet olsa idi, Rasûlullah (s.a.v), ömrünün en genç ve en zinde zamanını kendisinden on beş yaş büyük, dul ve çocuklu bir hanımla geçirmezdi. [6]



[1] Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 28; İbn-i Hişâm, I, 1-3; İbn-i Saʻd, I, 55-56.

[2] Buhârî, İcâre, 2; Ebû Dâvud, Edeb, 17, 82; Hâkim, III, 200.

[3] İbn-i Saʻd, I, 121, 156.

[4] İbn-i Hişâm, I, 209-214; Abdürrezzâk, V, 319.

[5] İbn-i Hişâm, I, 191; İbn-i Sa’d, I, 121.

[6] Peygamber Efendimiz’in birden çok evlenmesinin hikmetleri husûsunda tafsilat için bkz. Osman Nûri Topbaş, Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v), I, 130-140 (http://hazretimuhammedmekkedevri.darulerkam.altinoluk.com/); Prof. Dr. Ömer Çelik, Dr. Mustafa Öztürk, Dr. Murat Kaya, Üsve-i Hasene, II, 392-405 (www.usveihasene.com); Dr. Murat Kaya, Ebedî Yol Haritası İSLÂM, İstanbul 2009, s. 469-481.