4. Kur’ân-ı Kerîm’in Mucize Oluşu

September 10, 2013 in Ebedi Kurtuluş Yolu

Cenâb-ı Hak, kullarını hidâyete ulaştırmak için onlara akıl, irade, tefekkür kâbiliyeti gibi birtakım üstün vasıflar lütfetmiş, buna ilâveten bir de aralarından müstesnâ yaratılışlı sâlih insanları peygamber olarak vazîfelendirmiştir. Peygamberler, dâvâlarının hak olduğunu ve sözlerinin doğruluğunu ispat etmek için mucizeler gösterirler. Her peygamber, devrinin îcâbına göre birçok mucizeler göstermiştir. Hz. İsa’nın zamanında en makbûl ilim tıp, en gözde insanlar da tabiplerdi. Bundan dolayı Hz. İsa’ya, tabipleri bile âciz bırakan mucizeler verildi: Âmâları görür hâle getirmek, ölüleri diriltmek gibi… Hz. Musa (a.s) zamanında sihirde çok ileri gidilmişti, ona da sihirbazları susturacak mucizeler verildi. Hz. Muhammed (s.a.v) zamanında ise belâğat, fesâhat, talâkat ve edebiyat son derece revaçta idi. Bu sebeple ona, Kur’ân-ı Kerîm mucizesi lütfedildi.[1]

İnsanı diğer canlılardan ayıran başlıca vasıflar, akıl ve beyân olduğu için, en son ve en mütekâmil kitap olan Kur’ân’ın i‘câzı da daha çok akıl ve beyan sahasında tahakkuk etmiştir. Peygamber Efendimiz’in, kıyâmete kadar devam edecek olan Kur’ân mucizesinin yanında önceki peygamberler gibi zaman ve mekânla kayıtlı pek çok mucizesi de mevcuttur. Bu mucizeler hakkında ciltlerce eser kaleme alınmıştır.[2] Son bölümde bunların bir kısmını zikredeceğiz.



[1] Ankebût, 50-51; Buhârî, İ‘tisam 1, Fedâilü’l-Kur’ân 1; Müslim, Îmân, 279.

[2] Misal olarak bkz. Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve (7 cild), Beyrut: Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1985; Ebû Nuaym el-İsfahânî, Delâilü’n-Nübüvve (2 cild), Halep: el-Mektebetü’l-Arabiyye, 1970-1972; Suyûtî, Olağanüstü Yönleriyle Peygamberimiz: el-Hasaisü’l-Kübra (3 cild), terc. Naim Erdoğan, İstanbul: İz Yayınları, 2003.