4. Hac ve Hikmetleri

September 10, 2013 in Ebedi Kurtuluş Yolu

Hac; mal ve sıhhat yönüyle gücü yeten müslümanların, ömürlerinde bir defa belirli günlerde Mekke’deki Kâbe’yi ziyaret ederek ve bazı rükunları yaparak îfâ ettikleri bir ibadettir. Hacda insanlar büyük bir ibadet, dua ve zikir tâlimi görürler. Her hareketlerinde Allah’ı hatırlar ve O’nun muhabbetini gönüllerine yerleştirirler. Tevazû, hiçlik duygusu, sabır, teslîmiyet, yardımlaşma, ihlâs, zaman ve hareket disiplini, ölüme ve kıyamete hazırlık, hiçbir bitki ve canlıya zarar vermeme, kimse hakkında kötü düşünmeme gibi güzel vasıflar elde ederler. Çünkü dış görünüşü itibariyle bir takım semboller ihtiva eden hac, hakikatte muhtelif rûhî temrinler yaptıran farklı mekânlardaki farklı davranışlardan ibarettir. Dolayısıyla herkes onun bir veya birkaç yönünden mutlaka istifâde eder.

Hac, insanı kalbî hayata yönlendirir. Çünkü bu nâzik ibâdet; av avlamamak, avcıya avı göstermemek, bir sineği bile öldürmemek, yeşil bir yaprağı dahi koparmamak, Allah’ın mahlûkâtını incitmemek gibi şefkat, merhamet ve muhabbet tezâhürleriyle doludur.

Hacca giden müslümanlar, aynı zaman ve mekân içinde bir araya gelerek kalbî bir ittifak içinde bulunurlar. Vatan, ırk, renk, kılık-kıyâfet gibi mefhumlar ortadan kalkıp yerine İslâm kardeşliği gelir. Orada âmir-memur, zengin-fakir, âlim-câhil, pâdişah-tebaa hep bir arada, aynı elbiseler içinde, aynı meydanda ve aynı saftadır. Müslümanlar orada, birbirlerinin dertlerini ve meselelerini dinler, uzaklardaki kardeşlerine mesajlar gönderirler.

{

Buraya kadar zikrettiklerimizden başka ibadetler de vardır ve hepsinin pek çok hikmet ve faydaları mevcuttur.

İbadetlerin hikmet ve faydaları, bahsettiklerimizle sınırlı değildir. İbadetlerde bizim anlayamadığımız daha nice sırlar vardır. Onların bir kısmı zamanla ortaya çıkabileceği gibi büyük bir kısmı da âhirette anlaşılacaktır.

Şüphesiz, müslümanlar ibadet ederken bu tür dünyevî ve basit faydaları düşünmezler. Onlar ibadetlerini Allah’ın yüce rızâsı için yaparlar. Ancak bahsettiğimiz türden faydalar da Allah’ın kullarına bir ikram ve ihsanıdır. Bunları bilmek ve düşünmek insana ayrı bir şevk ve heyecan kazandırır.[1]

{

Buraya kadar kısaca temas ettiğimiz ibadetlere baktığımızda, İslâm’ın hayatın tümüyle iç içe olduğunu görürüz. İslâm, bir güne veya belli zamanlara sığdırılabilen bir din değildir. Hayatı doğumdan ölüme, hatta ölüm sonrasına kadar bütün yönleriyle ihâta eder. Dr. Timothy Gianotti şöyle diyor:

“İslâm’ı seçtiğimde ben şunun farkına vardım ki; bu din, yeryüzünün her bir yanını ibadet mekânı hâline getirmeyi hedefliyor. Yani günlük meşgaleleri bir kenara bırakarak, Allah’ı hatırlamak adına manastıra kapanmak gerekmiyor. Meselâ namaz her zaman ve herkes için Allah’ı hatırlamanın en kolay, en gerçekleştirilebilir yolu.” (Ahmet Böken – Ayhan Eryiğit, Yeni Hayatlar, I, 15-16)



[1] İbadetlerin faziletleri husûsunda tafsîlât için bkz. Osman Nûri Topbaş, İslâm Îmân İbadet, s. 192-418 (http://www.islamicpublishings.net/images/book/ingilizce/islamimanibadet_ing.pdf); Prof. Dr. Ömer Çelik, Dr. Mustafa Öztürk, Dr. Murat Kaya, Üsve-i Hasene, İstanbul 2003, I, 110-221 (www.usveihasene.com); Dr. Murat Kaya, Efendimiz’den (s.a.v) Hayat Ölçüleri, İstanbul 2008, s. 62-307.