B. İSLÂM’DA İBÂDETLER ve HİKMETLERİ

September 10, 2013 in Ebedi Kurtuluş Yolu

Önceki bölümlerde Allah’ın varlığını, sıfatlarını, insanı büyük bir ihtimamla en güzel şekilde yarattığını, ona son derece ehemmiyet verdiğini, pek çok imkân ve nimetler lutfettiğini gördük. Bundan sonra artık insanın bu varlıklar âleminde herhangi bir vazife ve mesuliyetinin olmadığını tasavvur etmek mümkün müdür? Akıl sahibi bir kişinin dünyadaki hâlinin hayvanlardan ve diğer akılsız varlıklardan farksız olduğunu düşünebilir miyiz? Böyle bir insanın yeme, içme, giyinme, evlenme, çoğalma arasında dönüp durmasını, belli bir müddet yaşadıktan sonra kendisini yokluğun kollarına atıvermesini ve ölüm tarafından yutulmasını nasıl düşünebiliriz?

Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:

“Sizi abes olarak boş yere yarattığımızı ve huzûrumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minûn, 115)

 “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56)

“Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk/ibâdet et!” (Hicr, 99)

İbâdet, kulluk yapmak, itaat etmek ve boyun eğmek demek olup, geniş mânâsıyla, bir insanın Rabbinin bildirdiği ölçüler dâhilinde yaşarken yaptığı bütün hareketleri, sözleri, duygu ve düşünceleridir.

İbâdet, Allah Teâlâ’nın kulları üzerindeki hakkı ve ihsân ettiği nimetler karşısında yapılması gereken bir şükrün ifâdesidir. Yapılan ibâdetler esâsen kişinin kendi menfaatinedir. Zîrâ ibâdet etmek, insanları maddiyâta çakılıp kalmaktan kurtarıp, nazarları ve fikirleri daha yüksek hedeflere yöneltir ve daha geniş ufuklarda dolaştırır.

Diğer taraftan ibâdetler sadece âhiret için değildir. İbadetlerin mânevî faydaları yanında maddî faydaları da vardır. Zira İslâm, insânî faaliyet alanlarının hiçbirini ihmal etmeyen ve hayatı tüm yönleriyle ihtivâ eden bütün bir sistemdir.

Aynı şekilde İslâm, insanın faaliyet sahaları arasında uyumlu bir birliktelik de kurmaktadır. Bu sebeple, ilâhî hükümlere uygun dünyevî fiiller ibadet sevabı kazandırırken, ibadetler de pek çok maddî ve bedenî faydalar ihtivâ etmektedir. Bunlardaki hikmet ve inceliklerin bir kısmı insan aklıyla idrak edilebilirse de, çoğu akılla kavranamaz. Zâten ibadetlerde asıl olan da, Allah’a ihlâsla kulluk etmek olup dünyevî faydalar elde etmek değildir. Ancak, teşvik edici olması için ibadetlerin faydalarından bir nebze bahsetmek istiyoruz: