2. Meleklere İman

September 10, 2013 in Ebedi Kurtuluş Yolu

 Allah tarafından insandan önce yaratılmış, erkeklik ve dişilikleri olmayan, Allah’a itaatten ayrılmayan latif ve nûrânî varlıklardır. Allah’ın hitâbına muhatap olup O’nunla konuşurlar. Allah’a hiç isyan etmez, ne emrederse aynen yerine getirirler. Yeme, içme, uyuma, yorulma, bıkma gibi insanî hallerden uzaktırlar. Hayvânî arzuları ve nefsânî istekleri yoktur. Hata ve günah işlemezler. Son derece kuvvetli olup gâyet süratli hareket edebilirler. Allah’ın emir ve izniyle muhtelif şekillere girebilirler. Gaybı ve bilgisi sadece Allah’a âit olan konuları bilemezler. Ancak Allah’ın tâlim ettiği hususları, öğrettiği kadarıyla bilebilirler.[1]

Cinler, duyularla idrak edilemeyen, in­sanlar gibi şuur ve iradeye sahip bulu­nan, ilâhî emirlere tâbî olmakla mükellef tu­tulan; iyisi, kötüsü, mü’mini, kâfiri olan bir varlık türüdür. Şeytan da cinlerdendir.

Kibirlenerek isyâna sürüklenen Şeytan, Hz. Âdem’den itibaren insanları hak yoldan uzaklaştırmak için elinden geleni yapmaktadır.[2] Cenâb-ı Hak, şeytanın insanoğluna düşman olduğunu birçok vesile ile ifade ederek “Şeytanın adımlarını takip etmeyin!” buyurur.[3] Bilhassa Hz. Âdem (a.s) ile alâkalı hâdiselere vurgu yaparak, Şeytan’ın Âdemoğullarına karşı düşmanlığının kıyamete kadar devam edeceğini bildirir.[4] Kur’ân’da, onun ve avenesinin, insanları kendisini göremeyecekleri cihetten gördüğü, sırât-ı müstakîm üzerine oturup insanlara sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından yaklaştığı[5], kötülükleri süsleyip güzel gösterdiği[6], boş kuruntulara sürükleyip yalancı vaatlerde bulunduğu[7], Allah’ın emirlerini çiğneyip haramları işlemeye kışkırttığı[8], insanların arasına düşmanlık atıp onları birbirine düşürdüğü[9], vesvese verdiği, hile ve tuzaklar kurduğu[10] haber verilir.

Cenâb-ı Hak, şeytanların atası olan İblis’e, imtihan âleminde olması hasebiyle istediği mühleti vermiş,[11] ancak onun, iman edip yalnız Rab’lerine tevekkül eden ihlâslı ve takvâ sahibi kullarına bir şey yapamayacağını, onları kendisinin muhafaza edeceğini beyân etmiştir.[12]

Şeytanın gücü, ancak kendisini dost edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlara yetmektedir. Şeytan, iman etmeyen kimselerin dostudur.[13] Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:

“Şeytanların kimin üzerine ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, yalana, günaha ve iftirâya düşkün olan herkesin üstüne inerler. Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar. (Şuarâ, 221-223)

Kur’ân- Kerîm cin ve insan şeytanlarının vesvese ve tuzaklarından Allah’a sığınmayı tavsiye etmektedir.[14]

Ancak şeytan, karşı durulmaz bir kuvvet olarak tasavvur edilmemelidir. Cenâb-ı Hak her ne kadar imtihan îcâbı ona mühlet ve bazı imkânlar vermişse de sınırsız bir kuvvet ve salâhiyet vermemiştir. Kur’ân’da onun tuzaklarının zayıf olduğu, insanlar üzerinde zorlayıcı bir hâkimiyetinin bulunmadığı, kötülüğe dâvetten öte bir şey yapamadığı beyan edilmektedir.[15]



[1] Bakara, 30-34; A‘râf, 11, 27; Hûd, 69-70; Hicr, 28, 51-52; İsrâ, 61, 92; Kehf, 50; Tâhâ, 116; Sâd, 71, 73; Necm, 5; Tahrîm, 6; Tekvîr, 20.

[2] Nahl, 63.

[3] Bakara, 168, 208; En’âm, 142; A’râf, 22; Yûsuf, 5; İsrâ, 53; Tâhâ, 117; Fâtır, 6; Yâsîn, 60; Zuhruf, 62.

[4] Hicr, 34-38.

[5] A‘râf, 16-17, 27.

[6] En‘âm, 43; Enfâl, 48; Nahl, 63; Fussılet, 25; Neml, 24; Ankebût, 38.

[7] Nisâ, 119-120; İsrâ, 64; Hac, 52-53; Muhammed, 25.

[8] Bakara, 169; Nisâ, 119; Meryem, 83; Fâtır, 6.

[9] Mâide, 91; En’âm, 121; İsrâ, 53; Yûsuf, 100.

[10] Nisâ, 76; A‘râf, 200-201; Enfâl, 11; Yûsuf, 5; Mü’minûn, 97; Mücâdele, 10; Nâs, 4-6.

[11] Diğer şeytanlara da, İblis gibi uzun bir ecel tanınmış olup olmaması husûsunda bir bilgimiz yoktur. Ancak İblis’e tanınan uzun ömür, şahsına ait gibi görünmektedir. (A. Lütfü Kazancı, İslam Akâidi, s. 111)

[12] Hicr, 40-42; Nahl, 99; İsrâ, 65; Sâd, 82-83.

[13] A‘râf, 27, 30; Nahl, 100; Meryem, 83.

[14] A‘râf, 200; Nahl, 18; Mü’minûn, 97-98; Fussılet, 36; Nâs, 1-6.

[15] Nisâ, 76; İbrahim, 22; Hicr, 42; Nahl, 99; İsrâ, 65.