8. Kur’ân-ı Kerim Tilâveti, Dua ve Zikirlerdeki Hikmetler

Zikir ve dua, insanın rûhen rahatlayıp huzûra kavuşmasını ve emniyet duygusu içinde olmasını sağlar. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“…Bilesiniz ki, kalbler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra‘d, 28)

“Îmân edenlerin, Allah’ın zikri ve Hak’tan gelen (Kur’ân) ile kalplerinin huşû bulacağı vakit henüz gelmedi mi?” (Hadîd, 16)

Rasûlullah r Efendimiz de:

“Rabbini zikredenle zikretmeyen kimsenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir” buyurmuştur. (Buhârî, Deavât, 66)

Demek ki, insan kalbinin canlanarak huzur bulması, ancak Cenâb-ı Hakk’ın zikriyle mümkündür. Yine zikir, nefsin arınmasını, olgunlaşmasını, günahların silinmesini ve hasenâtın çoğalmasını temin eder.

Kur’ân’ın Tesiri

Kur’ân tilâveti de bir zikirdir. Kur’an-ı Kerim, Allah kelâmı olması sebebiyle -Arapça bilsin veya bilmesin- okuyucusunun üzerinde târifi imkânsız derin ve esrârengiz bir tesir icrâ ederek onu kendisine çeker. Bu, aynı zamanda Kur’an’ın sahip olduğu belâğatın ve insanüstü ses ve mûsikî âhenginin tabiî bir neticesidir. Zira belâğat ile Psikoloji İlmi arasında sağlam bir alâkanın olduğu, bugün artık iyice yerleşen bir kanaat hâline gelmektedir. Hiç şüphesiz söz sanatı ile insan rûhunun sıkı bir alâkası vardır. Ku’an’ın tesirinde bu husûsun da rolü büyüktür.

Kur’an’ın nağmesi kulağa eriştiğinde kalb bütün sâfiyetiyle ona yönelir, ondan büyük bir lezzet ve halâvet duyar. Biraz ilerleyince ise mehâbet ve haşyete gark olur. Bazı âyetler kulaklara ulaştığı anda insana sevinç ve haz verir, kalbini yumuşatır, onu ferahlatır ve imanını artırır; bazı âyetler de korku ve dehşetle ürpertir, kalpleri titretir. Bunu gayr-i müslim pek çok insan da itirafa mecbur kalmıştır.[1]

Şu âyetler Kur’an’ın gönüllere tesir ettiğini açıkça ortaya koymaktadır:

“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın tepesine indirseydik onun, Allah’a tâzimi sebebiyle başını eğip parçalandığını görürdün.” (Haşr, 21)

“…Rab’lerini tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah’ı anmakla ısınıp yumuşar, sükûnet bulur…” (Zümer, 23)

Kur’an’ın tesiri sâyesinde müslüman olan Prof. Dr. Jeffrey Lang ise duygularını şöyle anlatmaktadır:

“Sonradan müslüman olan pek çok kişinin de bildiği gibi, Kur’an’ın bu hakîkî gücünü hissetmek için müslüman olmak şart değildir. Çünkü pek çok insan, Kur’an’ın bu tür tesirini hissettikten sonra İslâm’ı seçmiştir. Ayrıca, İslâm’la uğraşan pek çok gayr-ı müslim akademisyen de aynı hususu ifade eder. Arapça uzmanı olan ve Kur’an-ı Kerim’in İngilizce’deki en iyi tercümelerinden birini yapan Arthur J. Arberry, hayatında geçirdiği zor bir dönem boyunca, Kur’an’ın kendisini nasıl desteklediğini anlatır. Arapça Kur’an’ı dinlemenin kendi kalp atışlarını dinlemeye benzediğini ifade eder. Gayr-i müslim bir yazar olan Frederick Denny, Kur’an’ı okurken, okuyucunun «esrarengiz, bazen de ürpertici bir hâl» hissetmeye başladığından, bazen «son derece korkutucu bir tecrübe» yaşadığından bahseder. Okuyucu, Kur’an’ı okuduğu düşüncesinden ziyâde, Kur’an’ın kendisini okuduğu hissine kapılır.”[2]

Son günlerde inancın, duanın, Kur’ân okumanın ve diğer zikirlerin insan üzerindeki tesirleri üzerine ilmî araştırmalar yapılmaktadır. Meselâ Dr. Ahmet el-Kâdî, “Kur’ân ve Stres” konusunda bir araştırma yapmış ve hazırladığı tebliği 1984’de İstanbul’da yapılan İslam Tıp Kongresi’ne sunmuştur. Bu bilim adamı, araştırmalarının neticesinde, Kur’ân kelimelerindeki ses hususiyetlerinin stresi azalttığını tespit etmiştir.[3]

Dua ve Zikrin Faydaları

İnsanın mâneviyâtı üzerinde dua ve zikrin de çok büyük tesiri vardır. İnsanın kemâle ermesi ve ahlâkî güzellikler kazanması, dâimâ Allah’ı zikretmesi, düşünmesi ve O’nun kendisini her yerde ve her zaman gördüğü şuuru ile yaşamasına bağlıdır. Bu hâlini devamlı olarak muhafaza edebilen bir kimse, kötülüklere yaklaşamadığı gibi, iyilik ve sâlih ameller işlemekten de geri duramaz. Neticede, göklerde ve yerde sevgisi gönüllere yerleşir. Allah Teâlâ o kulunu sevdiği gibi, bütün mahlûkâtına da sevdirir.

Zikrin daha farklı tesirleri üzerinde de bazı tesbitler yapılmaktadır. Muhtelif üniversitelerde vazife yapan ve tıbbın farklı alanlarında uzman olan 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu, Besmele’yle kesilen hayvan etleri ile Besmele’siz kesilenler arasında herhangi bir fark olup olmadığını laboratuar ortamında incelemiştir.

Araştırmanın metot ve tekniği konusunda bilgi veren Şam Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nebil Şerif, neticede, Besmele ile kesilen hayvan etlerinin açık kırmızı gül rengini, Besmele’siz kesilen et nûmunelerinin ise, siyaha yakın koyu kırmızı bir renk aldığını ifade ediyor.

Prof. Şerif ayrıca, Besmele ile kesilen etlerde her hangi bir mikroba rastlamadıklarını, Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan, büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tespit edildiğini söylüyor. Besmelesiz kesilen etlerin dokularındaki kanlarda iltihaplı akyuvarlar ve alyuvarlar tespit edilirken, Besmele ile kesilen etlerin dokularında, buna benzer herhangi bir sonuca rastlanmadığı tespitinde bulunuyor.

Aynı üniversitenin Veteriner Fakültesi Et Sağlığı Bölümü Profesörlerinden Fuad Nima’nın açıklamalarına göre, dünyanın birçok ülkesinde uygulanan, hayvanların uyuşturularak öldürülmesi işlemi sırasında kanın vücutta kalması, bu tür etlerin daha çabuk bozulmasına sebep oluyor. Hâlbuki kesim anında çekilen Besmele ve tekbirin hayvana yaptığı tesir ve heyecan ile hayvanın organ ve adalelerinde meydana getirdiği hareket, kanın azami miktarda dışarıya atılmasını ve hayvanların daha az eziyet çekmesini sağlıyor.[4]

Zikrin tesiri ile alâkalı Dr. Masaru Emoto da câlib-i dikkat bir araştırma yapmaktadır. Yokohama Üniversitesi Sosyal Bilimler mezunu olan Dr. Emoto, donmuş suda oluşan kristallerin, kendilerine belirli düşünceler yoğun olarak yönlendirildiğinde değişiklik gösterdiğini keşfetti. Özel bir teknikle bunların fotoğrafını çekmeye başladı.

Dr. Emoto, Türkiye’de vermiş olduğu seminerde, düşünce ve duyguların fizik realiteye nasıl tesir ettiğini anlattı. Dinleyicilere güzel sözler, güzellikler ve güzel duyguların su kristalleri üzerindeki tesirini fotoğraflarla gösterdi. Bu arada, devamlı zikir ve ibadet ortamında bulunan zemzem suyunun kristalleri ile Besmele yazısının gösterildiği suyun kristal parçacıklarını da gösterdi. İzleyiciler, ikisinin de şahane bir görüntüye sahip olduğunu ifade ettiler. Dr. Emoto şöyle diyor:

“Kelimeler bazı titreşimlere sahip ve bunlarda bir enerji yükü var. Elma derken farklı bir enerji veriliyor ve bu enerji iyi ya da kötü titreşimler üretiyor. Suya etki eden de işte bu enerjidir.”

Japon millî dini Şintoizm’e mensup olan Dr. Emoto, Kur’ân-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz’in hadislerinde öğretilen Esma-yı Hüsnâ’yı (Allah’ın 99 ismini) suya gösterdiğinde hayret verici bir netice ile karşılaşmıştır. O şöyle diyor:

“Allah’ın 99 ismini gösterdiğimiz kristaller çok güzel oldu. Tam benim düşündüğüm gibi şekiller oluştu.”

Dr. Emoto, şu anda, Esma-yı Hüsnâ’nın su üzerindeki tesirini gösteren bir kitap çıkarmaya hazırlanıyor.[5]

Demek ki Allah’ın isimlerini zikretmek bir tarafa onlara bakmak bile müsbet tesirlere sebep olmaktadır. İslâm’da Kur’ân’ın yüzüne bakmanın bile sevap telakkî edilmesi, bir yönüyle bu husûsu takviye etmektedir.

{

İbadetlerin hikmet ve faydaları, bahsettiklerimizle sınırlı değildir. İbadetlerde bizim anlayamadığımız daha nice sırlar vardır. Onların bir kısmı zamanla ortaya çıkabileceği gibi büyük bir kısmı da âhirette anlaşılacaktır.

Buraya kadar zikrettiklerimizden başka ibadetler de vardır ve hepsinin pek çok hikmet ve faydaları mevcuttur.

Şüphesiz, müslümanlar ibadet ederken bu tür dünyevî ve basit faydaları düşünmezler. Onlar ibadetlerini Allah’ın yüce rızâsı için yaparlar. Ancak bahsettiğimiz türden faydalar da Allah’ın kullarına bir ikram ve ihsanıdır. Bunları bilmek ve düşünmek insana ayrı bir şevk ve heyecan kazandırır.[6]



[1] Bkz. Mâide, 83; Enfâl, 2; İsrâ, 107-109; Zümer, 23; Abdülkadir Atâ, Azametü’l-Kur’ân, Beyrut 1984, s. 87.

[2] Prof. Dr. Jeffrey Lang, Melekler de Sorar, trc. S. Levin İçten, İstanbul 2004, s. 190; Frederick Denny, Islam, New York: Harper&Row Pubirshers, 1987, s. 88.

[3] http://www.thehealthnews.org/tr/news/05/11/10/dua.tedavi.iyilesme.html, (23.04.2007)

[4] Tafsîlât için bkz. http://us.moheet.com; http://www.gidaraporu.com; http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=47&yazitar=18.01.2005&yaziid=10286 (18.01.2005).

[5] İpek Durkal, “Allah’ın 99 Adı İle Oluşan Kristalleri Gösterecek”, Sabah Gazatesi Günaydın Eki, 28.03.2009. Röportaj için bkz. http://arsiv.sabah.com.tr/2009/03/28/gny/haber,E64927875AE84F09B4896D9955C9BE15.html

[6] İbadetlerin faziletleri husûsunda tafsîlât için bkz. Osman Nûri Topbaş, İslâm Îmân İbadet, s. 192-418 (http://www.worldpublishings.com/Deppo/Dokumanlar/fransizca_ISLAM_IMAN_IBADET.pdf); Çelik-Öztürk-Kaya, Üsve-i Hasene, I, 110-221 (www.usveihasene.com); Dr. Murat Kaya, Efendimiz’den r Hayat Ölçüleri, s. 62-307.

%d bloggers like this: