II. Tercüme Çeşitleri

Tercüme, bir dilde ifade edilen manaların başka bir dile aktarılması demek olsa da bu aktarımlar hep aynı metotla yapılmamakta bilakis bir kısım farklılıklar arzetmektedir. Bu farklılıklar edebiyâtımıza “Tercüme çeşitleri”[1] olarak girmiştir. Bunları kısaca şu şekilde açıklayabiliriz:

1. Misli misline tercüme: Aslın aynısıdır. Bir lafzın ihtiva ettiği bütün manaları ve işaretleri, hiç eksik bırakmaksızın ve hiç ilave yapmaksızın aynen, başka bir dildeki lafızlarla ifade etmektir. Bu tür tercüme kat’î sûrette ne Kur’ân için ve ne de alelade bir eser için mümkün değildir.[2]

2. Tanziri tercüme: Bu tercüme daha ziyade edebi şiirlerde kullanılır. Bunda asıl metin tercüme edilmez, fakat onda kullanılanın benzeri bir ifade kullanılır. “Hem akla hem kalbe, yahut yalnız zevk u hissiyata hitab eden ve lisan nokta-ı nazarından edebi kıymeti ve zevk-ı sanatı haiz bulunan canlı ve bedii eserlerin tercümelerinde muvaffakiyet görüldüğü nadirdir. Bunları tanzir etmek, tercüme etmekten daha kolay gelir”[3] Kur’ân’a nazire getirmek ise mümkün değildir. Kur’ân’ın insanlara ve cinlere meydan okuduğu (tehaddi) âyetler yüzyıllardır cevapsız kalmış ve hala bütün azametiyle zirvedeki mevkilerini korumaktadırlar.

3. Manzum tercüme: Bir metnin şiir halinde başka bir dile çevrilmesidir. Şiir ölçüleri ve kalıpları arasında kaybolan ve değişen manaların haddi hesabı yoktur.

4. Harfi (lafzi) tercüme: Mütercimin, takati ve dilin uygunluğu nisbetinde, Kur’ân’ın her lafzının yerine, ona bedel olarak, tercüme ettiği dilde o lafzın müradifi olan başka bir lafzın konmasıdır, Kur’ân’ın, kelime ibare yahut nass cihetiyle Arapçadan başka bir dile nakledilmesidir. Bu tür tercüme hakikatte bazı harf, fiil ve isimlerin manalarını eda edip etmediğine veya bu edanın cüz’i olup olmadığına bakmaksızın Kur’âni ibarelerin harfi olarak nakline dayanır. Kur’ân-ı Kerîm’de isti’mali son derece güç, hatta bazen imkânsızdır.

5. Manevi tercüme: Asıl dildeki kelimelerin tertibine ve nazmına bağlı kalmaksızın, herhangi bir sözün manasını, başka bir dil ile beyân ve izah etmektir. Bu tercüme tarzında mütercim, asli dildeki ifadeleri iyice anladıktan sonra, onların ifade ettiği manayı, başka bir dile, kendi üslub ve ifade tarzıyla nakleder. Bu tercüme tarzında gaye, metindeki mana ve maksatların başka bir dille güzelce ifade edilmesidir. Kur’ân’ın bu şekilde tercümesinin mümkün ve meşru olduğu konusunda ittifak vardır.

6. Tefsîri tercüme: Asıl dildeki kelimelerin tertibine ve nazmına bağlı kalmaksızın herhangi bir sözün manasını, bazı şerh ve açıklamalarla başka bir dile nakletmektir. Bu tarz bir tercüme, Kur’ân’ın doğrudan doğruya Arapça’dan başka bir dille, çok kısa olarak şerh ve Tefsîr edilmesi şeklinde olabileceği gibi, Arapça olarak yapılacak veciz bir Kur’ân tefsîrinin tercümesi şeklinde de olabilir. O zaman bunu, Kur’ân Tefsîrinin Tercümesi veya Tefsîri Tercüme diye de isimlendirmek mümkündür. Bu tercüme yöntemi, Harfi ve Manevi tercümeye göre daha kolay ve daha sağlıklıdır. Kur’ân’ın manalarını yansıtma konusunda daha güvenilirdir.[4]

İnceleyeceğimiz Kur’ân tercümeleri daha ziyade burada sayılan kısımlardan Manevi tercüme ve Tefsîri tercüme türünden yapılan tercüme çalışmalarıdır. Eserler tanıtılırken onların bu yönleri üzerinde durulacak, daha detaylı açıklamalar yapılacak ve örnek metinlere yer verilecektir.



[1] Muallim Naci, tercümeyi aynen, mealen, tevsî’an olmak üzere üçe ayırır. Dillerin, anlatım bakımından farklılıklar göstermesi karşısında. her zaman, aynen tercümenin mümkün olmadığını söyler. Şöyle der: “bir lisanda, bazı ifadat bulunur ki diğer lisana aynen tercüme edilecek olsa hiçbir şey anlaşılmaz. Anlaşılsa da zevki çıkmaz”. Naci, mealen tercümeyi daha sağlam bir yol olarak görür. Bu tarz tercümeler arasına, ifade olunacak “maksad-ı asliyi ihlal değil, izah ve tezyin eyliyerek bazı tabirat ilave edilecek olursa” tevsî’an tercüme vücud bulur. Celal Tarakçı, Muallim Naci,Ankara 1994, s. 36.

[2] Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsîr Tarihi Tabakatü’l-Müfessirîn, İstanbul, 1973, I, 101.

[3] Yazır, I, 9-10.

[4] Bkz. Aydar, s. 236-271.

%d bloggers like this: