Hadîs-i Şerîflerin Yazılması (64. Hadis-i Şerif Dersi)

December 24, 2013 in Buhârî'den Hadîs-i Şerîfler

Hadîs-i Şerîflerin Yazılması

Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Muhterem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

“Allâh Teâlâ, Ashâb-ı Fîl’i veya katli Mekke’ye girmekten men etmiştir. Ancak Rasûlullâh (s.a.v) ile mü’minlere (bir defâya mahsus olmak üzere) Mekke ahâlîsi ile savaşmaya izin verilmiştir. Haberiniz olsun, (Mekke) benden evvel hiçbir kimse için helâl olmadığı gibi, benden sonra da hiçbir kimse için helâl olmayacaktır. Biliniz ki o (yalnız) bir günün bir sâatinde (yalnız) benim için helâl olmuştur. Mâlûmunuz olsun ki işte şu sâatte benim için bile harâmdır. (Mekke’nin) dikeni (bile) kesilmez. Ağacına balta değdirilemez. Yitiğini kimse (elini uzatıp) alamaz. Meğerki (sâhibini) aramak için ola! O hâlde her kimin bir akrabâsı katlolunursa, o, iki şeyden hangisi hayırlı ise onu isteyebilir: Ya diyet verilir, ya maktûlün ehli kısâs ister.”

Bunun üzerine Yemen ahâlîsinden biri gelip:

“‒Yâ Rasûlâllâh, şu buyurduklarınızı benim için yazdırabilir misiniz!” dedi.

Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v):

“‒Ebû Şâh için yazınız!” buyurdular.

Derken Kureyş’ten bir zât (Hz. Abbâs [r.a]):

“‒Yâ Rasûlâllâh, izhır otu istisnâ edilse olur mu! Zîrâ biz onu evlerimizin inşâsında ve kabirlerimizde kullanıyoruz.” dedi.

Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) de:

“‒İzhır otu hâriç!” buyurdular.” (Buhârî, İlim, 39)

Şerh:

Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:

“Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in ashâbı arasında benden daha çok hadis rivâyet eden kimse yoktur. Ancak Abdullah bin Amr (r.a) hâriç! Zira o yazardı, ben yazmazdım.” (Buhârî, İlim, 39)

Bununla birlikte Ebû Hüreyre Hazretleri’nin rivayet ettiği hadîs-i şerifler beş bin üçyüzü bulduğu halde Abdullah bin Amr (r.a)’dan rivayet edilenler yedi yüzü pek de geçmiyor. Yazdığı ve kaydettiği hadisler daha çok olduğu hâlde rivayetlerinin daha az olmasının sebebi, Abdullah (r.a)’ın, ehl-i kitabın kitaplarını da ele geçirip onları mütâlaa etmesi ve onlardan rivayetlerde bulunmasıdır. Tâbiînden birçok âlim, isrâiliyât karışabilir korkusuyla Abdullah bin Amr (r.a)’dan rivâyet etmek istememiştir.

Abdullah bin Amr bin el-As (r.a) anlatıyor:

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’den duyduğum her şeyi yazıyor, onları ezberlemek ve korumak istiyordum. Kureyş beni bundan men etti ve:

“−İşittiğin herşeyi yazıyor musun? Hâlbuki Allah Rasûlü (s.a.v) de bir beşerdir, hem kızgınlık hem de sukûnet hallerinde konuşur!” dediler.

Bunun üzerine yazmayı bıraktım ve durumu Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e arzettim. Efendimiz (s.a.v) parmağıyla mübârek ağzını işaret ederek şöyle buyurdular:

“−Yaz, nefsim kudret elinde bulunan Allah’a yemin olsun ki buradan haktan başka bir şey çıkmaz!” (Ebû Dâvûd, İlim, 3/3646)[1]

*

Abdullah bin Abbâs (r.a) şöyle buyurur:

“Nebiyy-i Mükerrem (s.a.v) Efendimiz’in (son hastalığında) ağrısı şiddetlenince:

«‒Yazı yazacak bir şey getiriniz de size bazı şeyler yazdırayım ki ondan sonra hiç dalâlete düşmeyesiniz!» buyurdular.

Hz. Ömer (r.a):

«‒Nebiyy-i Ekrem (s.a.v)’in ağrısı çok arttı, (onu daha fazla yormayalım). Nasıl olsa elimizde Allâh Teâlâ’nın Kitâb’ı mevcut, o bize yeter.» dedi.

Bunun üzerine oradaki sahâbe arasında ihtilâf çıktı, sözleri birbirine karıştı. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) de:

«‒Yanımdan kalkınız! Benim yanımda ihtilâf ve münâkaşa edilmesi lâyık değildir!» buyurdular.” (Buhârî, İlim, 39)

Şerh:

İmâm Rabbânî Hazretleri şöyle buyurur:

“Sahabe­nin içtihadî konularda Peygamber (s.a.v) Efendimiz’den farklı görüşler ortaya koyduğu olmuştur ve biz bunun olabileceğini kabul etmekteyiz. Vahyin nüzûlü devam etmesine rağmen bu tavrı sebebiyle sahabe yadırganmamış ve bundan nehyedilmemiştir. Eğer onların bu muhalefeti Allah katında doğru görülmeseydi mutlaka bundan men edilir ve içtihadî konularda Allah Ra­sûlü’ne muhalefet edenlere karşı tehdit içeren âyetler nazil olurdu. Nitekim bir grup sahabî, sesini Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in sesinden fazla yük­selttiği için, inen âyetlerle îkâz edilmiş ve bu davranışa karşı çok bü­yük bir tehdit gelmiştir…

Peygamber Efendimiz (s.a.v) vefât hastalığı esnâsında bir şey yazdırmak için kâğıt istediğinde sahabenin ihtilaf etmesi de bunun gibidir. Sahabenin bir kısmı kâğıdın getirilmesini istemiş diğer bir kısmı buna mâni olmuştur. Hz. Ömer (r.a) kâğıdın getirilme­sini istemeyenler arasında yer almıştır…

Hz. Ömer’in tavrı, Peygamberimiz’in böyle zor bir anda daha fazla rahatsız olmaması maksadı­na matuf olup merhamet duygularından ileri gelmektedir. Ayrıca Peygamberimiz’in kâğıt talebiyle ilgili emri, diğerlerinin bu konu­ların meşakketinden kurtulması için vücup değil tavsiye (müstehap) ifade etmektedir.

Eğer kâğıdın getirilmesi yönündeki emir vücup ifade etsey­di, Peygamberimiz ufak bir tartışmadan dolayı bu isteğinden vaz­geçmez ve ısrarla bu emrin yerine getirilmesini beklerdi…

Şunun bilinmesi gerekir ki; bazı ictihadî konularda sahabe­nin Peygamberimiz’den farklı düşünmesi -Allah korusun- hevâ ve taassup sonucu olursa bu durum onların dinden çıkmalarına se­bep olur. Zira Peygamberimiz’e karşı edepsizlik etmek ve ona kö­tü davranmak -Allah korusun- küfürdür. Bilakis sahabenin söz konusu ihtilafı “ibret alın (kıyas edin!)”[2] âyetinin îcâbıdır. Nitekim içtihat de­recesine erişmiş bir kimsenin içtihadî konularda başkasının içtiha­dına uyması yanlıştır ve Allah tarafından sakıncalı görülmüştür.”[3]


[1] Hadislerin ilk günlerden îtibâren yazıya geçirilmesi husûsunda bkz. Muhammed Mustafa el-A’zamî, İlk Devir Hadis Edebiyatı, trc. Hulusi Yavuz, İstanbul: İz Yayınları, 1988; Halil İbrâhim Mollahâtır, Mekânetü’s-Sahâbe, Medîne-i Münevvere 1431, s. 630-640, 674-680.

[2] el-Haşr, 2.

[3] İmâm Rabbânî, Mektûbât, İstanbul: Semerkand yay., 2013, II, 587-590, no: 36.