Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!” (Müslim, Îmân, 93; Ebû Dâvûd, Edeb, 131)
“Allah Teâlâ kıyâmet günü: «Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bugün onları Arş’ımın altında gölgelendireceğim» buyurur.” (Müslim, Birr, 37; Tirmizî, Zühd, 53. Krş. Buhârî, Ezan, 36)
“Hediyeleşiniz ki birbirinize olan muhabbetiniz ziyâdeleşsin!” (Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 16; Buhârî, el-Edebü’l-müfred, no: 594)
“Size birisi hediye verirse ona karşılık verin, verecek bir şey bulamazsanız kendisine dua ediniz!” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, II, 96)
Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- din kardeşlerinden birini üç gün göremezse, onu sorardı. Uzaktaysa onun için dua eder, evindeyse ziyâret eder, hasta ise “geçmiş olsun” demeye giderdi. (Heysemî, II, 295)
İslâm, insanı dâimâ diğergâmlığa, yani başkalarını da düşünmeye sevk eder. Kişinin şahsî kurtuluşunun, başkalarının da kurtuluşuna hizmet etmekten geçtiğini telkîn eder.
Başkalarının yardımları sâyesinde belli bir seviyeye gelen insanın, bundan sonra sadece kendisini düşünmesi son derece yanlış bir davranıştır. Çiçekler, nasıl ister-istemez güzel koku neşrederlerse, insanların da aynı şekilde çevrelerine güzel davranışlar sergilemeleri îcâb eder. Zîrâ ilâhî emâneti yüklenen insanın yaratılış hikmeti Allah’a kulluk ve mahlûkâta hizmettir.
Allah Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
“Bir müslüman herhangi bir ağaç veya bitki dikerse, ondan yenilen şey kendisi için sadakadır, ondan çalınan şey kendisi için sadakadır, yabânî hayvanların yediği şeyler sadakadır, kuşların yedikleri sadakadır, bir kişinin ondan alıp eksilttiği şey de kendisi için sadakadır.” (Müslim, Müsâkât, 7)
“Kardeşine göstereceğin tebessüm, bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır. Gözü görmeyen kimseye yardımda bulunman sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp kenara atman sadakadır. Kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır.” (Tirmizî, Birr, 36/1956)
“Biriniz, yapacağı en küçük iyiliği dahî aslâ hakir görmesin! Yapacak hiçbir şey bulamazsa kardeşini güler yüzle karşılasın! Eğer et satın alır ya da bir tencere yemek pişirirsen, suyunu biraz fazla koyup, ondan komşuna da bir miktar ikram et!” (Tirmizî, Et’ıme, 30/1833)