Yemekten Sonra Ağzı Temizlemek from ilamtv on Vimeo.
Yemekten Sonra Ağzı Temizlemek
Süveyd bin Nûman (r.a) şöyle anlatır:
“Hayber senesinde Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz ile birlikte (sefere) çıkmıştık. Sahbâ’ya varınca (ki burası Hayber’in alt başlarında, Medîne tarafındadır) Rasûlullah (s.a.v) inip İkindiyi kıldırdı. Sonra mevcud azıkları istedi. Kavuddan başka bir şey getirmediler. Efendimiz (s.a.v) emretti ve hemen onu ıslattılar. Sonra ondan Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’le birlikte yedik. Bundan sonra Allah Rasûlü (s.a.v) Akşam namazına kalktı, ağzını çalkaladı. Biz de (ağzımızı) çalkaladık. Sonra namaza durdu, yeniden abdest almadı.” (Buhârî, Vudû’, 51)
Şerh:
Kavud, kavrulup un hâline getirilmiş buğday ve arpa olduğu için ateş değmiş yiyeceklerdendir. Efendimiz (s.a.v) onu yediği hâlde tekrar abdest almamıştır. Namazdan evvel mazmaza yapılması yani ağzın güzelce temizlenmesi ise diş aralarında kalan yiyecek kırıntılarını izâle edip namaz esnâsında onlarla meşgul olmamak içindir.
Bahsedilen bu yemek, Ümmü’l-Mü’minîn Safiyye (r.a)’nın düğün yemeği idi. (Ahmed Naîm Efendi, Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, I, 172)
Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a) şöyle buyurur:
“Bir gün Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) yanımıza çıktılar ve:
«‒Ümmetimden mütehallilûn ne güzel insanlardır.» buyurdular.
Ashâb-ı kirâm:
«‒Mütehallilûn kimdir ey Allah’ın Rasûlü?» diye sordular. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdular:
«‒Onlar, abdest alırken ve yemekten sonra hilalleme yapanlardır. Abdestteki hilalleme; ağzı, burnu, parmakların ve tırnakların arasını iyice yıkamaktır. Yemekten sonra hilallemek ise, ağzı ve dişleri güzelce temizlemektir. İnsanın yanında bulunan iki meleğe, o kişi namaza durduğunda dişlerinin arasında yemek kalıntısı görmelerinden veya ağzından yemek kokusu gelmesinden daha ağır gelen başka bir şey yoktur».” (Bkz. Heysemî, I, 235, V, 29-30; İbn-i Hacer, el-Metâlibü’l-âliye, II, 291; İbn-i Ebî Şeybe, Müsned, I, 33; Bûsîrî, İthâf, I, 338)
*
İbn-i Abbâs (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) süt içtikten sonra ağzını çalkaladı ve: “Bu yağlıdır.” buyurdu. (Buhârî, Vudû’, 52)