KİTÂBÜ’L-ĞUSL
Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın)! Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın! Hasta yahut yolculuk hâlinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî münasebette bulunmuşsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin! Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (el-Mâide, 6)
“Ey îmân edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüb iken de -yolcu müstesnâ- gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın! Eğer hasta olur veya seferde bulunursanız veya biriniz hâcet yerinden gelir veya kadınlara dokunur da suya güç yetiremezseniz o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin: Niyyetle yüzünüze ve ellerinize mesheyleyin! Şüphesiz Allah çok affedici ve çok mağfiret edicidir.” (en-Nisâ, 43)
Cünüb olan kişiye gusletmenin farz oluşu, bu âyet-i kerîmelerle sabittir.
“Cünüb” kelimesi “uzaklık” mânâsınadır. Bu kelimenin insan için kullanılması, temizleninceye kadar namaz kılınan yerlere yaklaşamıyor olmasındandır.
Gusül’den Evvel Abdest Almak
Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in zevce-i tâhiresi Hz. Âişe (r.a)’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
“Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) cünüplükten kurtulmak için yıkandığı zaman önce ellerini yıkamakla başlardı. Sonra namaz için abdest alır gibi abdest alırdı. Sonra parmaklarını daldırıp saçlarının dibini hilâllardı. Sonra başının üzerine elleriyle üç avuç su döker, ondan sonra da bedenine su dökerek suyu vücudunun her tarafına ulaştırırdı.” (Buhârî, Gusül, 1)
*
Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in zevce-i tâhiresi Hz. Meymûne (r.a)’dan şöyle rivâyet edilmiştir:
“Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v) namaza abdest alır gibi abdestini aldı, yalnız ayaklarını yıkamadı. Bacak aralarını ve oralara isâbet eden yıkanacak şeyleri de yıkadı. Sonra kendi üzerine su döktü. Sonra durduğu yerden biraz geri çekildi ve ayaklarını yıkadı. İşte Efendimiz (s.a.v)’in cünüplükten gusletmesi (yıkanması) bu şekilde idi.” (Buhârî, Gusül, 1)
Şerh:
Abdest ve gusülden önce elleri yıkamak müstehaptır, eller kirli ise yıkamak vaciptir.
Daha sonra avret yerlerini yıkayıp necâseti gidermek gerekir. Rivâyette bunun abdestten sonra zikredilmesi sıralamayı göstermek için değildir.
Avret yerlerini temizledikten sonra da elleri sabunlamak, buna imkân yoksa toprakla ovalamak gerekir.
Gusülden evvel alınan abdest, Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in fiiliyle sâbit olmuş bir sünnettir, farz değildir. Gusül abdesti aynı zamanda namaz abdesti yerine de geçer. Sadece gusül abdesti alan kişi ayrıca abdest almasına gerek kalmadan namaz kılabilir.
Birinci rivâyette Efendimiz (s.a.v) abdestini tam almış, ayaklarını da yıkamış, ondan sonra bütün vücudunu yıkamıştır. Bu, suyun birikmediği, akıp gittiği yerde aldığı gusüldür.
İkinci rivâyette ise abdest alırken ayaklarını yıkamadığı, en sonunda gusül bittikten sonra yıkadığı naklediliyor. Bu da su biriken bir yerde guslettiği zamandır. Böyle bir durumda ayaklar en sona bırakılır, hafifçe yer değiştirilerek su birikintisinin olmadığı bir yerde ayaklar yıkanıp banyodan çıkılır.
Saç ve sakalın diplerini hilallamak, yani parmakları aralarına sokup suyu diplerine ulaştırmak îcâb eder. Bu, gusülde vâcib, abdestte sünnettir.