KİTÂBU’L-HAYZ / İlk Hayız Ne Zaman Başlamıştır? (138. Hadis-i Şerif Dersi)

KİTÂBU’L-HAYZ

Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:

“Sana hayızdan da soruyorlar. De ki; o bir eziyet ve sıkıntı hâlidir, onun için hayız zamanı kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yanaşmayın! İyice temizlendikleri vakit Allah’ın emrettiği yerden onlara varın! Muhakkak ki Allah çok tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.” (el-Bakara, 222)

 

İlk Hayız Ne Zaman Başlamıştır?

Hz. Âişe (r.a) şöyle buyurur:

“Hac’dan başka bir niyetimiz olmaksızın (Medîne’den) çıkmıştık. Serif bölgesine gelince âdetimi gördüm. Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) yanıma girdi. Ben (Menâsik-i Haccı îfâ edemiyeceğim diye) ağlıyordum.

«‒Neyin var? Yoksa hayız mı gördün?» diye suâl buyurdular.

«‒Evet!» dedim. Bunun üzerine:

«‒Bu, Allâh’ın Hz. Âdem’in kızları üzerine yazdığı bir şeydir. Hacıların edâ ettiği menâsiki (sen de) edâ et! Sâdece Beytullâh-ı Muazzam’ı (hayızlı bulunduğun müddetçe) tavâf etme!» buyurdular.”

Hz. Âişe (r.a) der ki:

“Bir de Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v) (hacda) hanımları nâmına sığır kurban ettiler.” (Buhârî, Hayz, 1)

Şerh:

Câhiliye devrinde insanlar, Hac aylarında Umre yapılamayacağına inanırlardı. Bu sebeple Müslümanlar, sadece hacca niyet ederek yola çıkmışlardı. Ancak yolda gelen bir vahiy ile, yanında kurban getirmeyenlerin haccı feshederek umreye niyet etmeleri emredildi. Bundan sonra artık isteyenler hac ayları içinde umre de yapabilme imkânına kavuştular.

Serif, Mekke-i Mükerreme’ye takriben on mil mesâfede bir yerdir.

Ümmü’l-mü’minîn Hz. Âişe (r.a)’nın ağlaması, ay hâlinde iken hem haccın hem de umrenin erkânından olan Tavâf-ı İfâda’yı yapamayacağı içindir. Mâlum olduğu üzere hayızlının tavâfı câiz değildir. Bir kişi hayız, nifâs ve cenâbet hallerinde tavâf ederse cezâ olarak bir büyükbaş hayvan kurban etmesi lâzımdır. Hayızlı kadın, haccın bütün rükünlerini yapar, sadece tavâfı tehir ederek onu temizlendikten sonra yapar.

İlk defâ Hz. Havvâ vâlidemiz Cennet’ten yeryüzüne indirilince hayız görmüş, ondan sonra bütün kadınlar hep hayız olagelmişlerdir. (Aynî, Umde, III, 256)