KİTÂBÜ’L-ÎMÂN
İmâm Buhârî’nin Sahîh’i, fıkıh babları üzere tertib edilmiş bir eser olduğu hâlde Îmân kitabıyla başlamıştır. Zîrâ herşeyin temeli îmândır. Diğer mevzular îman üzerine binâ edilir ve her birinin kabulü için îman şarttır. Dünya ve âhirette kurtuluş da ancak îmân ile mümkündür.
Îmân mutlak olarak bütün işlerin en faziletlisi ve en şereflisidir. İlim ve amel olarak her hayrın başı ve temeli îmandır. Büyük küçük bütün kemâl ve olgunluk zirvelerinin kaynağı yine îmândır.
Mükellef üzerine ilk vâcib, îmândır. Ardından ilim gelir ki nasıl amel edeceğini öğrenebilsin…
İslâm Beş Esas Üzerine Binâ Edilmiştir
İbn-i Ömer (r.a) şöyle buyurur:
Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdular:
“İslâm beş şey üzerine binâ edilmiştir:
1. Allâh’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v) Allâh’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmek,
2. Namaz kılmak,
3. Zekât vermek,
4. Haccetmek,
5. Ramazan orucunu tutmak.” (Buhârî, Îmân, 1-2)
Şerh:
İmâm Buhârî’ye göre îmân; kalb ile îtikâd, dil ile ikrâr ve âzâlarla yapılan amellerdir. Îmân, kalbin, lisânın ve âzâların amellerini ihtivâ eder. Artar ve eksilir. Ona göre îmân, İslâm ve din kelimeleri aynı şeyi ifade eder.
ÎMÂNIN ŞÛBELERİ
Ebû Hüreyre (r.a)’den nakledildiğine göre Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Îmân altmış bu kadar şûbedir. Hayâ da îmânın bir şûbesidir.” (Buhârî, Îmân, 3)
Şerh:
Diğer bir rivâyette “yetmiş küsur şûbedir” buyrulmuştur. Bu ifadeler çokluktan kinâye olabilir.
İmâm Buhârî (r.a) bundan sonraki bâblarda îmânın bu şubelerinden bir kısmını ele alacaktır.
1-2. El ve Dil İle Müslümanlara Zarar Vermemek ve Günahlardan Uzak Durmak
Abdullah bin Amr (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Müslüman; dilinden ve elinden müslümanların selâmette kaldığı kimsedir. Muhâcir de Allâh’ın nehyettiği şeyleri terkedendir.” (Buhârî, Îmân, 4)
*
Ebû Mûsâ el-Eşʻarî (r.a) şöyle anlatır:
“Ashâb-ı kirâm:
«‒Yâ Rasûlâllâh, müslümanların hangisi efdaldir?» diye suâl ettiler.
Efendimiz (s.a.v):
«‒Dilinden ve elinden müslümanların selâmette kaldığı kimse!». cevâbını verdiler.” (Buhârî, Îmân, 5)
Şerh:
Burada îmânın iki şûbesi zikredilmiştir:
1. Müslümanlara el ve dil ile zarar vermemek, eziyet etmemek. Bu işin sırrı ise, bütün âlemle iyi geçinmek, bütün âleme karşı hüsn-i ahlâk ile muâmele etmektir. Hasan Basrî (r.a) “Ebrâr”ı şöyle tefsir etmiştir:
هُمُ الَّذين لَا يُؤْذونَ الذَّر وَلَا يَرْضَوْنَ الشَّرّ
“Onlar karıncayı bile incitmeyen ve en ufak bir şerre bile râzı olmayan kimselerdir.” (Aynî, Umde, I, 132)
2. Allah’ın nehyettiği şeylerden ayrılıp uzaklaşarak emrettiği ve râzı olduğu şeylere hicret etmek.
Haramları ve mekruhları terketmek, en büyük hicrettir. Hakîkî mânâdaki hicret de zâten buna dâhildir.