3. Yemek Yedirmek İslâm’dandır
Abdullah bin Amr (r.a) şöyle buyurur:
“Bir kişi Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e:
«‒İslâm’ın (emrettiği amellerin) en hayırlısı hangisidir?» diye sordu.
Efendimiz (s.a.v):
«‒Yemek yedirmen ve tanıdığın tanımadığın herkese selâm vermendir.» cevâbını verdiler.” (Buhârî, Îmân, 6)
Şerh:
Allah Teâlâ insanları kulluk için yaratmıştır. İnsanların kulluk yapabilmeleri ise hayatta kalmalarına bağlıdır. Hayatta kalmak için de yiyip içmek lâzımdır. İnsanlara yemek ikrâm etmek, onların kulluklarına devam etmelerine yardımcı olmak veya en azından bunu arzu ettiğini ızhâr etmek demektir ki bu da Allah’ın rızâsını kazandıran mühim bir amel-i sâlihtir.
Açlık, Peygamber Efendimiz’in kendisinden Allah’a sığındığı çok kötü bir hâldir. Yemek yedirmek, muhtaçları bu kötü hâlden kurtardığı için çok faziletli ve hayırlı bir ameldir.
Selâm vermek:
– Karşındakine emniyet telkin etmek, “Benim tarafımdan selâmettesin, elimden ve dilimden sana bir zarar gelmez!” mesajını vermektir.
– Aynı zamanda Allah Teâlâ’nın “Allah, es-Selâm ve Hû” isimlerini zikrederek bunların feyzinden mü’min kardeşimizle birlikte istifâde etmektir.
– “Allah’ın affı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun!” diye en güzel duâlardan birini yapmaktır.
– Selâm, Müslümanlara kol-kanat germek, onlara karşı tevâzu ve muhabbet göstermektir.
– Selâm vesilesiyle mü’minlerin kalpleri birbirine ülfet eder, muhabbetleri artar, birlik ve beraberlikleri kuvvetlenir.
-Selâm vermek, görgülü ve güzel ahlâk sâhibi olmak demektir. Şu rivâyetten bu gibi mekârim-i ahlâkın ne kadar matlûb bir şey olduğu anlaşılır:
Ammâr bin Yâsir (r.a) şöyle buyurur:
“Her kim şu üç şeyi bir araya getirebilirse îmânı tam olarak toplamış olur:
1. Aleyhine bile olsa insafı elden bırakmamak,
2. Herkese selâm vermek,
3. Fakîr iken de infâk eylemek.” (Buhârî, İman, 20)
İnsan, lehine ve menfaatine olan hususlarda olduğu gibi aleyhine ve zararına olan mevzularda da adâlet ve insafla hüküm vermelidir. Herkese selâm vererek selâmı bütün âleme yaymalı, bütün dünyayı sulh ve selâmet yurdu hâline getirmelidir. Malı çokken infâk edip Allah yolunda harcadığı gibi fakirken ve malı azken de imkânları nisbetinde hayır hasenâtta bulunmalıdır.
4. Kendisi İçin İstediğini Kardeşi İçin de İstemek Îmândandır
Enes (r.a)’den rivayet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, (hakîkî mânâda) îmân etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72; Tirmizî, Kıyâmet 59/2515; Nesâî, Îmân 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime 9; Ahmed, III, 176)
Şerh:
Burada kastedilen şüphesiz îmânın kemâlidir. Yani kâmil îmân sâhibi olamaz, demektir.
Bir ölçü, bir mihenk taşı…
Güzel ahlâkın tek cümle ile ifâdesi…
Kâmil insanın tek cümle ile târifi…