İlmi Artırmaya Çalışmak ve Mevzûyu Hocaya Arzetmek (39. Hadis-i Şerif Dersi)

İlmi Artırmaya Çalışmak ve Mevzûyu Hocaya Arzetmek

Enes bin Mâlik (r.a) şöyle anlatır:

“Bir defâsında Nebiyy-i Muhterem (s.a.v) Efendimiz’le birlikte oturduğumuz esnâda deve üstünde biri gelip devesini mescidin kapısında çökerttikten sonra bağladı. Ondan sonra:

«‒Hanginiz Muhammed’dir?» diye sordu.

Nebiyy-i Mükerrem Efendimiz (s.a.v) ashâbı arasında dayanmış oturuyorlardı.

«‒İşte dayanmış olan şu beyaz zâttır» dedik. Adamcağız:

«‒Ey Abdü’l-Muttalib’in oğlu!» diye hitâb etti. Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v):

«‒Seni dinliyorum.» buyurdular.

«‒Ben sana bâzı şeyler soracağım. Amma suallerim biraz sert ve ağır olacak, gönlün benden incinmesin!» dedi.

Nebiyy-i Efham Efendimiz (s.a.v):

«‒Aklına geleni sor!» buyurdular.

«‒Sen’in ve Sen’den evvelkilerin Rabbi aşkına söyle, bütün insanlara Sen’i Allâh mı gönderdi?» dedi. Allah Rasûlü (s.a.v):

«‒Evet.» buyurdular.

«‒Allâh aşkına söyle, bir gün bir gece içinde beş vakit namaz kılmayı sana Allâh mı emretti?» dedi.

«‒Evet.» buyurdular.

«‒Allâh aşkına söyle, senenin şu mâlûm ayında oruç tutmayı sana Allâh mı emretti?» dedi.

«‒Evet.» buyurdular. Yine:

«‒Allâh aşkına, şu mâlûm olan sadakayı zenginlerimizden alıp fukarâmıza dağıtmayı sana Allâh mı emretti?» dedi. Nebiyy-i Muhterem Efendimiz (s.a.v) buna da:

«‒Evet.» buyurunca adamcağız:

«‒Sen ne getirdiysen ben ona îmân ettim. Ve ben kavmimin geride kalanlarına da elçiyim. Ben, Saʻd bin Bekr kabîlesinden Dımâm bin Saʻlebe’yim.» dedi.” (Buhârî, İlim, 6)

Şerh:

Diğer rivâyetlerden de anlaşıldığına göre Efendimiz (s.a.v) bu kabîleye de elçi göndermiş, onlar da meselenin aslını soruşturmak için Dımâm (r.a)’ı, Efendimiz’e göndermişler.

Dımâm (r.a) bütün kabilesinin îmânına sebep olmuştur. İbn-i Abbâs (r.a):

Dımâm bin Saʻlebe’den daha faziletli ve üstün bir heyetin geldiğini aslâ işitmedik!” buyurmuştur.

Talebe, duyduğu bazı şeyleri hocasına arzederek onun tasdikini alırsa, artık “Hocam bana böyle öğretti” demeye hak kazanır. Muhaddisler bunu, “Arz”, “Hocaya okumak” diye tâbir ederler.