Helâda Ön ve Arkayı Kıbleye Çevirmemek (84. Hadis-i Şerif Dersi)

Helâda Ön ve Arkayı Kıbleye Çevirmemek

Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a) şöyle buyurmuştur: “Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdular:

«Biriniz, kazâ-yı hâcet etmek istediği vakitde Kıble’yi ne karşısına alsın, ne arkasına! (Medîne’nin) doğusuna veya batısına doğru dönünüz!».” (Buhârî, Vudû, 11)

Şerh:

“Doğuya veya batıya dönünüz!” emri Medîne-i Tâhire için geçerlidir. Yoksa her bölgeye göre Kıble’ye tâzimen hangi cihete dönmek gerekiyorsa oraya yönelmek iktizâ edeceği âşikârdır.

Bu hassâsiyet, Kıbleye ve Kâʻbe’ye hürmet maksadıyla gösterilmektedir.

Hayırlı ve nezih işlerde kıbleye doğru dönmek tavsiye edilmiştir.

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Her şeyin şerefli bir tarafı vardır; meclislerin en şerefli yeri ise kıble istikâmetine bakan kısmıdır.” (Taberâni, Kebîr, X, 320/10781)

Abdullâh bin Ömer (r.a) umûmiyetle yönünü kıbleye dönerek otururdu. (Buhârî, el-Edebü’l-müfred, no: 1137)

*

Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) Medîne’yi şereflendirdiğinde, Birinci Akabe Beyʻati’ne katılmış olan Berâ bin Mârûr Hazretleri’ni sordu. Ashâb-ı kirâm:

“−O vefât etti ve malının üçte birini size vasiyet etti ey Allâh’ın Rasûlü! Bir de vefatı iyice yaklaşınca yönünün kıbleye doğru çevrilmesini vasiyet etti.” dediler. Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v):

“−Fıtrata uygun olan davranışı bulmuş. Bana vasiyet ettiği üçtebiri de evlatlarına iâde ediyorum.” buyurdu. Sonra gidip cenaze namazını kıldı ve:

“Allâh’ım, onu affet, ona rahmet et ve onu cennetine koy…” diye dua etti. (Hâkim, I, 55/1305)