Abdest Uzuvları Kaç Defâ Yıkanır?
Abdullah bin Abbâs (r.a) şöyle buyurur:
“Bir defâsında Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) abdest âzâsını birer kere yıkayarak abdest aldı.” (Buhârî, Vudû, 22)
*
Abdullah bin Zeyd el-Ensârî (r.a) şöyle buyurur:
“Bir defâsında Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) abdest âzâsını ikişer kere yıkayarak abdest aldı.” (Buhârî, Vudû, 23)
*
Osman bin Affân (r.a) bir gün bir kab su isteyip abdest aldı. Önce ellerinin üzerine üç kere su döküp yıkadı. Sonra avucuyla kaptan su alıp (üç defâ) ağzını çalkaladı, (üç defâ) burnuna su verip güzelce temizledi. Sonra yüzünü üç kere yıkadı, kollarını dirseklerine kadar üç kere yıkadı. Sonra başını meshetti. Sonra iki ayağını üç kere aşık kemiklerine (bileklerine) kadar yıkadı. Sonunda şöyle buyurdu:
“Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’i, aynen benim şu abdestim gibi abdest alırken gördüm. Abdestini bitirdikten sonra da şöyle buyurdu:
«Her kim şu abdestim gibi abdest alıp iki rekât namaz kılar ve bu iki rekât içinde hatırına (namaz ile münâsebeti olmayan) bir şeyi getirmezse ne kadar geçmiş günâhı varsa mağfûr olur».” (Buhârî, Vudû, 24, 28; Müslim, Tahâret, 3-4)
Şerh:
Bu iki rekât namaz, “Şükr-ü Vudû’” nâmı verilen nâfile bir namazdır.
Kişi namazda kendini havâtır ve hayallerle meşgul etmemeli, planlar yapıp hayaller kurmamalıdır. Kendiliğinden gelen düşünce ve vesveseler ise affedilmiştir. Bu tür düşünceler geldiğinde hemen onları zihnimizden uzaklaştırıp namazla meşgul olmalıyız.
İnsan namazda iken zihnini; okuduğu sûreler, dualar, zikirler, tesbihler ve tekbirlerin lâfızları ve mânâlarıyla, icrâ ettiği rükunların medlûlâtıyla meşgul etmelidir. Nefis ve şeytanla mücâdele etmelidir. Bu mücâdelenin mükâfâtı olarak da küçük günahları affedilecektir.
Lâkin bazı rivâyetlerde bu hadîsin sonunda:
“Bu müjdeye aldanıp da kötü amellerinizi çoğaltmayınız!”[1] îkâzı mevcuttur. Zîrâ günahları affettiren namaz, Allah katında kabul edilen namazdır. Namazının dergâh-ı kabûle yükselip yükselmediğini yakînen bilmek ise hangi kula müyesser olur?
İbn-i Atâullâh el-İskenderî (r.a) şöyle buyurur:
“Bir kişi iki rekât namaz kılar, ona güvenir, meyleder ve ucb hâline düşerek amelini beğenmeye başlar; işte bu, etrâfı seyyiât ile kuşatılmış bir hasenedir.” (İbn-i Atâullâh el-İskenderî, Tâcu’l-arûs, Dımeşk: Mektebetü İbni’l-Kayyım, 1419, s. 72)
Bu hadîs-i şeriflerden anlaşıldığına göre abdest âzâlarını birer defa yıkamak kâfi, ikişer defa yıkamak daha güzel, üçer defâ yıkamak ise en güzelidir. Üçten fazla yıkamak ise mekruhtur.
Rasûlullah (s.a.v)’e bir bedevi geldi ve O’na abdestin nasıl alınacağını sordu. Rasûlullah (s.a.v) abdestin alınışını, uzuvlarını üçer defâ yıkayarak gösterdi, sonra da şöyle buyurdu:
“–Abdest işte böyledir. Kim buna ziyâdede bulunursa kötü bir iş yapmış, haddi aşmış ve de zulmetmiş olur.” (Nesâî, Tahâret, 105)
*
Osman bin Affân (r.a) abdest alınca şöyle buyururdu:
“Size bir hadîs nakledeyim. Allâh’ın Kitâb’ında bir âyet olmasaydı onu size rivâyet etmezdim. Nebiyy-i Muhterem (s.a.v) Efendimiz’den işittim, şöyle buyuruyorlardı:
«Bir kişi abdest alır, abdestini de âdâb ve erkânına riâyet ederek güzelce alır, sonra (farz) namazı kılarsa, o abdest ile (daha sonraki) namaz arasında işlediği günâhları mutlaka affedilir.»
Hz. Osmân (r.a)’ın bahsettiği âyet-i kerîme şu idi:
“İndirdiğimiz açık delilleri ve hidâyet yolunu -kitapta onu insanlara apaçık göstermemizden sonra- gizleyenler yok mu, işte onlara hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.” (el-Bakara, 159) (Buhârî, Vudû, 24)
Şerh:
Bu âyet-i kerîme mü’minleri tebliğe teşvik ediyor. Hz. Osman (r.a), insanlar aldanır da tembelliğe düşer diye hadîs-i şerîfi nakletmek istemiyor, ancak âyet-i kerimenin tehdidinden korkarak rivâyet ediyor.