KALK EY EBÛ BEKİR; BEN ŞEHÂDET EDERİM Kİ…

Kureyşliler kendi aralarında konuşup:

“Muhammed’in arkadaşlarından her biri için birimize vazîfe verelim, onunla konuşsun ve dininden vazgeçirmeye çalışsın.” dediler.

Ebû Bekir (r.a) için Talha’yı vazîfelendirdiler. Talha, Hz. Ebû Bekir’e geldi, onunla konuştu. Ebû Bekir kendisine:

“–Beni neye çağırıyorsun?” diye sordu.

Talha:

“–Lât ve Uzzâ’ya ibâdete çağırıyorum.” dedi.

Ebû Bekir (r.a):

“–Lât nedir?” diye sordu.

Talha:

“–Rabbimizdir” diye cevapladı.

Ebû Bekir:

“–Peki Uzzâ (ve diğer putlar) nedir?” diye sordu.

Talha:

“–Allah’ın kızlarıdır.” cevâbını verdi.

Hz. Ebû Bekir bu sefer:

“–Peki anneleri kim?” diye sorunca Talha durakladı ve cevap veremedi. Yanındakilere:

“–Yahu şu adama cevap versenize!” dediyse de onlar da susup bir şey söyleyemediler.

Bunun üzerine Talha (r.a):

“–Kalk ey Ebû Bekir; ben şehâdet ederim ki yegâne ilâh Allah Teâlâ’dır ve Muhammed O Allah’ın Rasûlü’dür.” dedi. (Suyûtî, Lübâbu’n-Nukûl, II, 106-107, ez-Zuhruf, 37)

Hz. Ali (r.a), Ebû Bekir (r.a)’ı gıyâbında medhederek şöyle buyurmuştur:

“Sen, şiddetli kasırgaların bile yerinden hareket ettiremediği, kuvvetli sarsıntıların bile yok edemediği yüce bir dağ gibiydin!” (Ebû Nuaym, Mârifetü’s-sahâbe, Riyâd, 1419, I, 264)