Hz. Ali (r.a) evleneceği zaman Peygamber Efendimiz ona:
“–Fâtıma’ya mehir olarak verebileceğin birşeyin var mı?” diye sordu.
Hz. Ali:
“–Atım ve küçük bir zırhım var!” dedi.
Rasûlullah (s.a.v):
“–Atın sana lâzımdır. Zırhını sat!” buyurdu.
Bunun üzerine Hz. Ali (r.a) zırhını pazara gönderdi. Hz. Osman (r.a) pazardan geçerken zırhı tanıdı. Tellâla:
“–Bu zırhın sahibi ne kadar istiyor?” diye sordu.
Tellâl:
“–Dörtyüz dirhem istiyor” dedi.
“–Gel parasını vereyim” buyurdu.
Birlikte evine gittiler. Zırhı tellâldan alıp parasını verdi. Sonra zırhla birlikte dörtyüz dirhem daha ilâve edip Hz. Ali’ye gönderdi.
“–Bu zırh senden başkasına lâyık değildir. Bu dirhemleri düğün için harca ve bizi mâzur gör” buyurdu.
Hz. Ali, dirhemlerle zırhı alıp gelince, Allah Rasûlü (s.a.v) Hz. Osman’a duâ etti.
Hz. Ali, dirhemleri Peygamber Efendimiz’in önüne koydu. Fahr-i Kâinât (s.a.v) de ondan bir avuç alarak Bilâl-i Habeşî’ye verip koku almasını ve Hz. Fâtıma’ya çeyiz hazırlamalarını emir buyurdu.[1]
[1] Bkz. Muhibbu’t-Taberî, er-Rıyâdu’n-nadra, II, 238; Kastalânî, Mevâhib, II, 116; Zürkânî, Mevâhib Şerhi, II, 3; Ramazanoğlu, s. 139; M. Asım Köksal, İslam Tarihi, IV, 50-52.