SEVİNCİNDEN AĞLADI

Hz. Âişe vâlidemiz şöyle anlatır:

Rasûlullah (s.a.v), Ebû Bekir’in evine hergün ya sabah ya da akşam muhakkak uğrardı. Ancak, Allah’ın kendisine hicret için izin verdiği gün, hiç âdeti olmadığı hâlde tam öğle saatinde bize geldi. Babam onu görünce:

“–Hz. Peygamber bu saatte gelmezdi. Mutlaka önemli bir iş olmalı” dedi.

Allah Rasûlü (s.a.v) içeri girince, babam oturduğu yerden kalkıp yerini O’na verdi. Babamın yanında ben ve kızkardeşim Esma vardı. Hz. Peygamber babama:

“–Odadakileri dışarı çıkar, (mühim bir mesele konuşacağız)” dedi. Babam:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, onlar benim kızlarımdır (bir zarar gelir diye endişelenmeyin). Anam babam sana feda olsun, bu mühim mesele nedir?” diye sordu.

Rasûlullah (s.a.v):

“–Allah Teâlâ bana Mekke’den çıkarak hicret etmeme izin verdi” buyurdu. Babam:

“–Ey Allah’ın Rasûlü! Ben de Sana arkadaşlık edecek miyim?” dedi.

Fahr-i Kâinât Efendimiz:

“–Evet, beraberiz.” buyurdu.

Hz. Ebû Bekir sevincinden hüngür hüngür ağlamaya başladı. Vallahi o güne kadar, bir kimsenin sevinçten ağlayabileceğini hiç tahmin etmezdim. (İbn-i Hişâm, II, 97-98)