ELBİSEN NEREDE, EY EBÛ BEKİR?

Hicret esnâsında Sevr Mağarası’na doğru giderken Ebû Bekir (r.a), Hz. Peygamber’in kâh önünde, kâh arkasında yürüyordu. Allah Rasûlü (s.a.v) onun bu hareketini fark edince:

“−Ey Ebû Bekir, niçin böyle yapıyorsun?” diye sordu.

Ebû Bekir (r.a):

“−Yâ Rasûlallah! Arkanızdan yetişebileceklerini düşünüyor arkadan yürüyorum, ileride pusu kurup bekleyebilecekleri aklıma gelince de hemen önünüze geçiyorum!” dedi.

Nihâyet Sevr Mağarası’na vardılar.

Sıddîk-ı Ekber Hazretleri:

“−Yâ Rasûlallah! Ben mağarayı temizleyinceye kadar, siz burada bekleyin!” dedi ve içeri girdi.

Mağaranın içini temizledi. Her yeri eliyle yokluyor, bir delik bulduğunda hemen elbisesinden bir parça yırtıp orayı kapatıyordu. Bu minvâl üzere üst elbisesinin tamâmını deliklere tıkadı, sâdece bir delik kaldı. Ona da topuğunu koyduktan sonra:

“−Artık gelebilirsiniz ey Allah’ın Rasûlü!” dedi.

Sabah olduğunda durumu fark eden Rasûlullah:

“–Elbisen nerede, ey Ebû Bekir?” diye hayretle sordu.

Ebû Bekir (r.a) akşam yaptıklarını anlattı. Bu âlicenap davranış karşısında son derece duygulanan Allah Rasûlü (s.a.v) ellerini kaldırarak Hz. Ebû Bekir için duâ buyurdu.[1]



[1] Bkz. İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 222-223; Ali el-Kârî, Mirkât, X, 381-382/6034; Ebû Nuaym, Hilye, I, 33.