Müellif, bu kıymetli eserini tefsîr, hadis, tarih ve diğer kitaplarda yeri geldikçe zikrolunan âyet-i kerimelerin Kur’ân-ı Kerim’de hangi sûrenin kaçıncı âyeti olduğunu kolayca bulmaya yardımcı olmak için kaleme aldığını söylemekte; bu konuyla ilgili daha önce yazılmış eserlerin muhtasar ve rahatlıkla kullanılmaya müsait olmadıklarını ifade etmektedir:
“Kütüb-i tefasir ve ehadis ve tevârîh ve sairede ala vechi münasebe ityan olunan âyât-ı beyyinât-ı Kur’âniyye kanğı sûrede olduğu bilinüp tefsîrine müracaat ve hıfzı olmayan zevata suhûlet-i hâtır güzâr olduğundan bu yolda Tertîb olunan âsâr-ı hayriyyelere tetebbu ve mütalaa olunduysa da muhtasar ve müfid olmadıklarından bir eser-i hayr kalmak ümniyyesine binaen efkaru’l-ibâd Nâzım-ı nâ şâd işbu Tertîb-i Zîbâ nâm risalenin Tertîb-i muvaffakiyetine hâzâ min fadli Rabbî lâ min istihkâk[1] şükrânesiyle…”[2]
Kitabın müellifi eserini kaleme alırken takib etiği metodu şu şekilde açıklamaktadır:
Eser alfabetik sıraya göre tertîb edilmiştir. Bulunması istenilen âyet-i kerimenin ilk harfine göre uygun olan bölümlere yerleştirilmiştir. Mesela “ellezîne âteynâhümü’l-kitâb”[3] âyetine “elif” bölümünden bakılması gerekmektedir. Harflerin bulunduğu bölümler kelimelerin husûsiyetlerine göre fasıllara ayrılmıştır. Meselâ “ellezîne” kelimesi “Elif” bölümünün “en-Nev’ü’s-sâlis ismü’l-mevsûl ellezî” adıyla üçüncü nev’ini oluşturmaktadır. Cetvel dışında bulunan Elif, Bâ, Tâ…. işâretleri ise âyetin ilk kelimesini takip eden ikinci kelimenin baş harfini göstermektedir.
“Risâle-i mezkûre hurûf-i hecâ üzre müretteb olup matlub olan âyet-i kerimenin evvel harfi lâbüd Elif veya Bâ veya Tâ… olacağından fihrist-i risâle dahi fusûle ve hasbe’l-iktizâ fasıllar enva’a taksim olunmuştur. Mesela “ellezîne âteynâhümü’l-kitâb” âyet-i celîlesi bulunmak murad olundukda evvela âyetin harf-i evveline nazar olunur. Elif olduğundan fasl-ı Elif’den aramak lazım gelir. Fasl-ı Elif dahi enva’ı müteaddideye münkasim idüğünden âyetin kelime-i evveline bakılmak icab eder. Bu âyetin dahi kelime-i evveli “ellezîne” olmağla fasl-ı Elif’de işbu “en-nev’ü’s-sâlis ismü’l-mevsûl ellezî” nev’inde bulunmuş olur. Ve bu nev’in üç rakamına mebni derûn-i kitabda üçüncü sahifeye nigah edildikde âyet-i mezbûr mestûr ve evvelinde olan “ba kaf” işaretiyle sûre-i Bakara ve ahirinde mevdû’ 122 rakamıyla sûre-i Bakara’nın 122. âyeti olduğu bilinur… Ve cetvel hârîcinde bulunan Elif, Bâ, Tâ… işârâtı âyetin evvel kelimesini müteakip olan hurûf-ı mütecânisin müteselsilen cem’ine mevduiyyeti ma’lum.”[4]
Eser, 132 sayfadır. 132. sahifenin sonunda eseri telif etmeğe ve bastırmaya imkân verdiği için Allah’a hamd ettiği ve eserinden övgüyle bahsettiği şu şiir bulunmaktadır:
Muvaffak eyledi tertîb ve ba’de tab’ına Mevlâ
Sezâ fihrist-i Kur’ân dense evsâfında yegâdır
Suhûletle bulur matlûb olan âyât-ı elbette
Tetebbu’ eyleyen ihvan-ı dine tam elif-bâdır
Bilüp acz ü kusurun Nâzımâ gayr-i sukût eyle
Gören der bârekallâh ne güzel Tertîb-i Zîbâdır.
132. sayfadan 143. sayfaya kadar Kur’ân’ın sûre, âyet, kelime ve harflerinin adedini bildiren Arapça bir bölüm vardır. Burada sûrelerin Mekkî ve Medenî oldukları bildirilmiş, istisnâ olan âyetler gösterilmiştir. Bu bölümün kenarında el yazısıyla “Envâru’l-Aşıkîn’den ahzolunmuştur” ibaresi yer almaktadır.
Kitap İstanbul’da 1284 târîhinde basılmıştır. Umumi ve husûsî kütüphanelerde birçok nüshası mevcut olan bu kitabın bir nüshası da Süleymaniye Kütüphanesi H. Reşid Efendi Bölümü 12 numarada bulunmaktadır.