1. Hâfız Muhammed Vardârî

Hâfız Muhammed Vardarî, Vardar Yenicesi’nde doğup yetişen âlim ve fazilet sahibi kimselerden biridir. Babası Şeyh Muhammed Vardârî, Evrenos torunlarındandır. Muhammed Vardarî müderris olmuş, Bursa mollalığı yapmış ve 1055 Cemâziyelevvel/milâdî Haziran 1645 tarihinde vefat etmiştir. Yenice’de Hamam yanındaki kabristanda medfundur. Muhammed Vardarî, Arapça, Farsça ve Türkçe şiir yazabilen güçlü bir şairdir.[1] Tertîb-i Zîbâ kitabında müellifin ismi el-Hâc Salih Nazım b. Muhammed b. İsmail diye geçmektedir. Buradan müellifin asıl isminin böyle olup Hâfız Muhammed Vardari şeklinde şöhret bulduğunu anlamaktayız. Bazı kaynaklaımızda ise Mahmud ismi de geçmektedir.

Bu âlimin pek çok eseri bulunmaktadır. Bunlardan birkaçı şöyledir:

a-      Sûre-i Mâide’ye tefsîri

b-       Dürer ve Gurer’e hâşiyeleri,

c-      Tefsîr-i Beyzâvî vesair tefsîrlere talikatı

d-     Şerh-i Merah,

e-      Şerh-i Bina,

f-       Hibetullah mine’l-Feraiz,

g-      Haşiye-i Şafiye,

h-      Bahru’l-mesail mine’l-Feraiz

i-        Tertîb-i Zîbâ[2] Bu, Kur’ân âyetlerinin kolaylıkla bulunabilmesi için telif ettiği bir eseridir. Zehi Tertîb-i Zîbâ ibaresi ebced hesabına göre kitabın yazıldığı tarihi göstermektedir.[3]

Müellifin şiirlerinden bir beyit:

Değil arz u sema ve şeş cihetdir Mevlâ,

Kadîm-i zatına olmaz mahal hâdis olan eşyâ.



[1] Sicill-i Osmani, İstanbul, 1997, IV/ı., s. 190.

[2] Osmanlı Müellifleri, I, 277-278. Bilmen, n. 365.

[3] İstanbul’da Nişancı Mahmud Paşa camii hatibi İbrahim b. Mustafa Efendi’nin Tertîb-i Zîbâ tarzında Kitabü’t-teshil ve’t-tertîb ismiyle müsemma bir kitabı ve Şerhu Adedi Âyât nâmında bir risalesi vardır. Teshil’i Tertîb-i Zîbâ’yı gördükten sonra yazdığını mukaddimede ifade etmektedir. Eserlerinin nüshaları Üsküdar’da Atlama Taş kütüphanesinde vardır. 1174 de Diyarbakır valisi iken vefat eden Çeteci Abdullah Paşa’nın Enharu’l-Cinan min Yenâbî’-i âyâti’l-Kur’an isminde bu tarzda bir eseri olduğu gibi Hademe-i Devlet’ten Akif Efendi namında bir zatında 1266 târîhinde müellef Mir’âtü’l-Kur’an isminde mufassal bir eseri vardır. (Bkz. Osmanlı Müellifleri, I, 278)