Hz. Ebû Bekir’in babası Ebû Kuhâfe, Mekke’nin fethine kadar îman etmemişti. Peygamber Efendimiz’e ve oğluna kızardı. Birgün Sevgili Peygamberimiz’e hakaret etti. Orada bulunan Ebû Bekir (r.a) buna dayanamayarak babasına öyle bir vurdu ki darbenin şiddetinden Ebû Kuhâfe yere yuvarlandı.
Daha sonra Hz. Ebû Bekir, olanları Allah Rasûlü’ne anlattı.
Rasûlullah (s.a.v):
“–Gerçekten böyle yaptın mı?!” dedi.
Ebû Bekir (r.a):
“–Evet yaptım!” dedi.
Ashâbına devamlı sûrette anne-babaya iyiliği tavsiye eden Allah Rasûlü (s.a.v), sevgili dostuna:
“–Bir daha böyle yapma!” buyurdu.
Hz. Ebû Bekir ise, Fahr-i Kâinât Efendimiz’e muhabbet ve bağlılığını gösteren şu karşılığı verdi:
“–Vallahi kılıç yakınımda olsaydı onu öldürürdüm!”
Bu hâdise üzerine şu âyetin indiği rivâyet edilir:
“Allah’a ve âhiret gününe inanan kimselerin -babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa- Allah’a ve Rasûlü’ne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte Allah onların kalbine îmânı yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak ve orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah’ın tarafında olanlardır.” (el-Mücâdele, 22) (Vâhidî, Esbâbu nüzûli’l-Kur’ân, s. 434)