Cennette Bir Hurma Ağacı

Bir adamın hurma ağaçları vardı ve bunlardan birinin dalı fakir ama âilesi kalabalık olan salih bir kişinin evine sarkıyordu. Adam evine gelip de ağaçtan hurmaları toplamaya çıkınca komşusunun evine ondan bazıları düşer, fakir komşunun çocukları da onları alıp yemek isterlerdi. Ama adam hemen ağaçtan iner ve çocukların ellerinden hurmaları çekip alırdı. Eğer çocuk meyveyi ağzına almışsa çocuğun ağzına parmağını sokar ve hurmayı geri çıkarmaya çalışırdı.

Fakir komşu Hz. Peygamber’e gelerek bu durumu şikâyet etti ve hurma sahibinin yaptıklarını bir bir anlattı. Rasûlullah (s.a.v):

“–Sen şimdi git!” buyurdu.

Allah Rasûlü (s.a.v), hurma sahibiyle karşılaştığında ona:

“–Dalı filân komşunun evine sarkan hurma ağacını bana ver, buna karşılık sana cennette bir hurma ağacı verilsin” buyurdu.

Adam:

“–O ağacı Sana verirdim, lâkin onun meyvesi benim çok hoşuma gidiyor. Pek çok hurma ağacım olmasına rağmen meyvesi ondan daha çok hoşuma gideni yok” dedi ve ayrılıp gitti.

Adam münafık idi, lâkin Efendimiz onun hâlini bilmiyordu.

Rasûlullah (s.a.v) ile adamın konuşmalarını işiten Hz. Osman (r.a), hemen Peygamber Efendimiz’e gelerek:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, o ağacı alıp Siz’e verirsem, bana da cennette bir ağaç verilir mi?” diye sordu.

Hz. Peygamber (s.a.v):

“–O istediğin ağaç senindir” buyurdu.

Hz. Osman gidip hurmanın sahibini buldu. Adam:

“–Rasûlullah (s.a.v), filân komşumun evine sarkan hurma ağacını kendisine vermem karşılığında bana cennetten bir hurma ağacı verileceğini söyledi. Ben de, «Onu sana verirdim ama onun meyvesi benim hoşuma gidiyor» dedim” diye söze başladı.

Hz. Osman (r.a):

“–O ağacı bana satar mısın?” dedi. Cimri adam:

“–Hayır, ama istediğimi verirsen belki satabilirim. Onu vereceğini de hiç sanmam” dedi.

“–Nedir düşündüğün?”

“–Kırk hurma ağacı.”

“–Çok istedin; bir ağaca kırk ağaç olur mu?”

Bir süre sükût ettiler. Sonra Hz. Osman (r.a):

“–Tamam, sana kırk ağaç verdim” dedi.

Adam:

“–Eğer sözünde sâdık isen başkalarını da buna şahid kıl!” dedi.

Hz. Osman, bazı insanları çağırıp şâhit tuttu. Onlara:

“–Şahid olun, ben buna, dalı filânın evine sarkan hurma ağacı karşılığında kırk hurma verdim” dedi. Sonra adama dönüp:

“–Ne diyorsun?” diye sordu. O da:

“–Tamam râzı oldum” dedi, ancak biraz sonra:

“–Seninle aramızdaki alış veriş kesinleşmedi” dedi.

Hz. Osman (r.a):

“–Allah senin alış verişini yok etsin. Ben eğilmiş bir ağaca karşılık sana kırk ağaç verirken ahmak değildim” dediyse de adam:

“–Ben, istediğim ağaçları vermen karşılığında bu alış verişe râzı oldum. Ayakta (yatmış veya eğilmiş olmayan) ağaçlardan verecek misin?” dedi.

Hz. Osman bir müddet durdu ve:

“–Ayakta olan ağaçlardan kırk tanesi senindir” dedi ve şâhitleri de getirip hurmalardan ayakta olan kırk ağacı sayarak adama verdi. Birbirlerinden ayrılıp gittiler.

Hz. Osman, hurma ağacını satın aldıktan sonra Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e gelip:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, filâncanın evine sarkan hurma ağacı benim oldu. Artık şimdiden sonra Siz’indir” dedi.

Rasûlullah (s.a.v) de o fakir komşuya gidip:

“–Bu hurma ağacı senin ve âilenindir” buyurdular.

Bu hâdise üzerine Allah Tealâ Leyl sûresini indirdi:

(Karanlığı ile etrafı) bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp ağardığı vakit gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin ederim ki işleriniz başka başkadır. Artık kim malını Allah yolunda verip takvâ sahibi olur, o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) de tasdik ederse, Biz de onu en kolay yola muvaffak kılarız…” (el-Leyl, 1-7) (Bkz. İbn Kesîr, Tefsîr, IV, 555; Kurtubî, XX, 22)[1]

Hz. Osman’ın, o cimri münafığa bu hurma ağacı karşılığında bir bahçe verdiği ve bunun üzerine şu âyet-i kerimelerin nâzil olduğu da rivâyet edilir:

“Kendisini kötülüklerden arındıran, Rabbinin ismini zikredip namaz kılan, felaha erer.” (el-A’lâ, 14-15) (Kurtubî, XX, 22)

Adam hurma ağacını komşusuna vermeyi kabul etmeyince, Rasûlullah (s.a.v):

“–Bu, insanların en cimrisidir!” buyurmuştur. (Ahmed, V, 364)



[1] Beğavî, o cimri kişiden hurma ağacını satın alan sahabînin Ebu’d-Dehdâh olduğunu nakleder. (el-Beğavî, IV, 495)