Dağlar Taşlar Selâm Dururdu

Hz. Ali (r.a) şöyle anlatır:

“Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Mekke’de idim. Berâberce Mekke’nin bâzı yerlerine gittik. Dağların ve ağaçların arasından geçiyorduk. Peygamber Efendimiz’in karşılaştığı bütün dağlar ve ağaçlar:

«–es-Selâmü aleyke yâ Rasûlallah!» diyordu.” (Tirmizî, Menâkıb, 6/3626)

Rasûlullah (s.a.v):

“Ben Mekke’de bir taş bilirim ki peygamber olarak gönderilmeden evvel bana selâm verirdi. Onun yerini şimdi de biliyorum” buyurmuşlardır. (Müslim, Fedâil, 2)

Allah Rasûlü’nün peygamber oluşunu, insanların ve cinlerin âsîleri hâriç, yer ve göklerdeki bütün mahlûkât bilir. Cabir bin Abdullah (r.anhümâ) şöyle anlatır:

Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte bir seferden döndük. Beni Neccar bahçelerinden birinin yanına vardığımızda orada bir deve gördük. Bahçeye kim girerse üzerine saldırıyordu. Durumu Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’e anlattılar. Allah Rasûlü (s.a.v) bahçeye girip deveyi yanına çağırdı. Deve hemen dudağını yere sarkıtarak geldi, Efendimiz’in önüne çöktü. Rasûlullah (s.a.v):

“–Yular getirin!” buyurdu.

Yuları devenin başına geçirip sâhibine teslim etti. Daha sonra insanlara dönerek:

“Cinlerin ve insanların âsîleri hâriç, yer ile gök arasında var olan her şey benim Allah’ın rasûlü olduğumu bilir” buyurdu. (Ahmed, III, 310)

Bunun daha pek çok misâli mevcuttur.