2. Necâib-i Kur’âniye

Bereketzade’nin Sırat-ı Müstakim mecmuasında yayınlanan bu eser daha sonra kitaplaştırılarak basılmıştır.[1] Fransızca bir kitapta Peygamber Efendi’miz, Kur’ân, âyetler ve hadisler hakkında yanlış bilgiler verdiğini görmüş ve gençlerin bu tür kitaplardan İslam’ı yanlış olarak öğrenmelerini engellemek için Kur’ân-ı Kerim’den bazı âyetler seçmiş bu âyetlerin hemen altına meal-i müniflerini, şerh ve tefsîrlerini yazdıktan sonra makama uygun olan geniş açıklamalarda da bulunmuştur.

“Birgün bir yerde iken, ezmine-i kadîme ve ahîredeki meşâhîrin terâcüm-i ahvâline dair Fransızca yazılmış bir eserde nâm-ı nâme-i cenâb-ı fahru’r rusülü gördüm. Âsâr-ı ecânibde nâm-ı pâk-i Muhammedî’yi gören bir muvahhidin kalbine bu ism-i mubârekin sâhib-i celilu’l-kadri hakkında ne söylenmiş olduğunu anlamak içün ne derece şevk istîla ideceğini tarif iktiza itmez.

Bir de bakdım ki o Ser-Kâfile-i Enbiyâ -aleyhi efdalü’t-tâhâyâ- Hazretleri muhârebât ve fütûhâtta şöhret-gir-i âfâk olan nâmdârân sırasında ve rif’at ve fehâmet-i nebeviyyelerine ğayr-i lâyık sûretde gösterilerek hâşâ kadr-i vâlây-ı risâlet-penâhileri sırf maddî bir fazl ve meziyyet menzilesine tenzîl edildikten başka usul-i din, furû’una ve mezâmîn-i âyât-ı furkâniyye, ehâdîsi nebeviyyeye karıştırılmış ve bazı ahkâm-ı ilahiyye zikr olunub o da fıkdân-ı fehm ve ıttıladan nâşî yanlış nakledilmiş, bir levha-i zîbânın mevkilerine pek çispan cüzlerini diğer cihetlere tahvil ile heyet-i mecmûasındaki nazar-ferîb manzarayı bozmağa çalışmak kabîlinden olarak ayrı ayrı mevâd ve mesâlihe müteallik birkaç âyet-i kerime karma karışık bir sûrette güya hülasâ veya nümûne olmak üzere bir mahalle cem‘ ile heyhat! «İşte ruh-i Kur’ân budur» dimek istenilmiş. Neş’e-i uhrâda Hazret-i Rabb-i Kerîm’in ibad-ı salihine mebzûl ve râygân olacak iltifat ve mükâfât-ı ilahiyyesi acîb ve ğarîb destanlar sûretinde gösterimiş ve müellif-i eserin hâme-i tuğyan ve nâdânîsi nikâb-ı sitayiş altında daha bu kabîl nice münasebetsiz sözler ile tesvîd-i sahâif iderek zu’m-u kâsırınca manen güya bir intikadnâme yazmış!”[2]

Zemahşerî, Beydâvî, Ebu’s-Suud, Razi, İbrahim Hakkı Erzurumi, Gazali gibi birçok Osmanlı ulemasından istifade ederek kaleme aldığı makalelerinde âyetlerin tefsîrinde diğer âyetlerden ve hadislerden istifade eder. Âyetlerin sebeb-i nüzullerini, irab durumlarını ve kıraat farklılıklarını bildirir. Fıkıh ve usul-ı fıkıhla ilgili konulara değinir, âyetlerdeki belağat yönlerini açıklar.

İctimai tefsîr çeşidini kullanan Bereketzade, tefsîrlerinde Mevlana, Fuzuli, Ebu’l-A’la Maarri, Sa’di, Baki, Akif gibi şairlerden şiirler de nakleder.

Müslümanların Hz. İsa hakkındaki görüşlerini vererek, müslümanlarla hırıstiyanlar arasındaki yakınlaşmaya sağlamak için hırıstiyanların peygamberimizi, müslümanların Hz. İsa’yı sevdikleri gibi sevmeleriyle mümkün olabileceğini belirtir.



[1]Necaib-i Kuraniye, İstanbul, 1331. Sırat-ı Müstakim (1324), 1/2, 23-26; 1/3, 38-40; 1/4, 54-55; 1/6, 85-88; 1/7, 98; 1/8, 114-116; 1/9, 131-133; 1/10, 148-149; 1/12, 178-179; 1/13, 194-196; 1/14, 211, 212; 1/15, 227-228; 1/20, 307-309; 1/21, 321-323; II/27, 3-6; II/28,18-20; II/37, 163-165; II/33, 98-100.

[2] Eserin mukaddimesi.