2. Âyât-ı Erba‘în ve Ehâdis-i Erba‘în

Okçuzade, bu eserinde her hangi bir mukaddime yazmadan doğrudan konuya girmiştir. Ancak nâşir Mektebi Sultanî muallimlerinden Hâfız Refî’ bir mukaddime kaleme almıştır. Mukaddimenin dili oldukça ağır ve ağdalıdır. Bol miktarda terkiplere ve Farsça kelimelere yer verilmiştir. Nâşir bu eserde seçilen kırk âyet-i kerimenin gencine-i ayn-ı hayât olduklarını, okuyanların sıhhatlerini koruduğunu, okuyanlar için sağlam birer kale durumunda olduklarını, rumuzlar ve inceliklerle dolu olduklarını belirtmekte ve bu âyetleri hulûs-i kalb ile ve hürmet ü tazim ile vird edinerek okuyanların dünyevi ve uhrevi saadet ve selamete ereceklerini, bunun bizzat tecrübe edenler tarafından tevatür derecesinde tasdik edildiğini sanatlı bir şekilde ifade etmektedir.

Eser dörtlükler halinde nazmedilmiş ve her dördüncü mısrayı bir âyet veya bir âyetin ma’nâ ifade eden bir kısmı teşkil etmiştir. Âyetlerin, vezne uygun zuhur eden kısımlarını almıştır. Manzume şu mısralarla başlamaktadır:

            Eyledik bilmezlikle hayf kim             Zulmet-i gaflette nakd-i ömrü kim,

            Ey hidayet mülkünün rehberleri        Ünzurûnâ nagtebis min nûriküm.[1]

            Ehl-i cûd oldur kim bezl idüb taâm   Dâimâ icrây-ı ayn-ı mâ ide,

            Vakt-i hâcette niyâz idüp diye          Rabbenâ enzil aleynâ mâide.[2]

            Ehl-i imâna tevekküldür ehem           Ger olursan tâlib-i hayr u bihi,

            Âna isterlerse Kur’ân’dan delil          Kul hüve’r-Rahmânü âmennâ bihi.[3]

            Ey talebkâr-ı rızây-ı İyzidî                 Lutf ile bezl-i dirhem kıl unfu ko,

            Enfes-i eşyâyı vermektir hüner          Len tenâlü’l-birra hattâ tünfikû.[4]

            Sa‘y idüb kat‘-ı merâtib kılmağa       Eyle sıdk-ı bâl ile Hakk’a duâ,

            Ğayriden sana irişmez menfaat          Ve en leyse li’l-insâni illâ mâ seʻâ.[5]

            Gayet akıcı olan ve zevkle okunan bu eser, beyitlerin gelişine göre infak, tevhid, heva ve hevese uymama, Kur’ân-ı Kerim, Hz. Ebu Bekir’in fazileti, insana çalıştığının karşılığı verilecektir, ümidvâr olmak gibi konuları edebi bir şekilde incelemektedir. Eserin son dörtlükleri ise şöyledir:

Salup hayrete fikr-i zat-ı İlâh             Giriftâr-ı acz oldu ehl-i nühâ,

Delîl isterisen bu âyet yeter               Ve enne ilâ rabbike’l-müntehâ.[6]

Mümkün olmaz sırr-ı Kur’ân’a vusûl Olmayınca ilm-i din yolunda peyk,

Kıssa-i Nûh’u yeter fehm itmeğe       Nükte-i mazmûn-ı nûhîhâ ileyk.[7]

Kırk âyet bu şekilde nazmedilip bitirildikten sonra “Ahsenü’l-Hadîs fî Ehâdîsi’l-Erbaîn’ bölümüne geçilmiştir. Burada da aynı şekilde 40 hadis nazmedilmiştir.

Hayr-ı ümmet odur ki himmet idüb   Hıfz-ı Kur’ân’a sa‘y ide her ân

Ki Rasûl’ün kelâmıdır bu hadis         Hayruküm men tealleme’l-Kur’ân.[8]

Bu eser Mekteb-i Sultanî Arabî muallimlerinden Hâfız Refî’ tarafından İstanbul’da Matbaa-i Âmire’de 1311 senesinde tab‘ ettirilmiştir. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi Ayasbeyoğlu Bölümü 342 ve Öğüt Bölümü 1130 numaralarda bulunmaktadır.



[1] Hadid, 13. “Bizi bekleyin nurunuzdan bir ışık alalım.”

[2] Maide, 114. “Rabbimiz bize gökten bir sofra indir.”

[3] Mülk, 29. “De ki (sizi ima’nâ davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir. Biz O’na iman etmişizdir.”

[4] Âl-I İmrân, 92. “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, siz birr’e (hayrın kemâline) eremezsiniz.”

[5] Necm, 39. “Doğrusu insanın sa’yinden [amelinden] başkası kendinin değil.” İstanbul, 1311, s. 4.

[6] Necm, 42. “Ve elbette nihâyet Rabbine gidilecek.” s. 8.

[7] Hûd, 49. “Sana bunları vahiyle bildiriyoruz.” s. 8.

[8] Buhari, Fazail-i Kur’an. s. 9.