Mehmed Paşa’nın oğludur. Divan-ı Hümayun kâtiplerinden olup 1004’de (1595/1596) tezkireci, Rebiulevvel 1005’de (Kasım 1596) reisülküttap olup 1006’da (1597/1598) defter emini ve 1007’de nişancı oldu. 1010’da azledildi. 1013’de Mısır defterdarı oldu. 1016’da salyanesi ahzolundu. 1017’de İstanbul’a gelip emekli oldu. Sonra ikinci defa defter emini, 1030’da nişancı olup 1033’de yine emekli edildi. 1039 (1629/1630) da 70 yaşında vefat etti. Şair, münşi, âlim ve edib olup Ahsenü’l-Hadis’i telif eyledi. Oğlu Vak’î Ahmed Efendi’dir.[1]
Tâhiru’l-Mevlevî Şöyle der:
“Kur’ân-ı Kerîm’de vezne uygun bazı kelimât-ı münîfe zuhur etmiştir. Hatta Osmanlı şâir ve âlimlerinden Okçuzâde Şâhî, bu yoldaki hadîs-i şerîflerden bazılarını toplayarak Ahsenü’l-Hadîs adında bir eser meydana getirmiş ve bu eser İkdam Matbaası’nda basılmıştır.”[2]
Dîvân-ı Hümâyûnca kullanılan resmî lâkaplar onun tarafından tertîb edilmiştir. Celvetiye tarîkatı pîri Aziz Mahmûd Hüdâyi Hazretleri’ne intisâb etmiştir. Hemen her eserinin başında şeyhinin güzel sîretini anlatıp onu medheder. Bazı eserlerde, Hüdâyî Hazretleri’nin halîfesi olduğu zikredilir.[3]
Resmî vazîfeleri yanında şiir, hat, hadîs, tefsîr alanlarında ilmî eserler telif ve tercüme etmiştir. Fazâil-i A‘mâl’e dâir hadîs-i şerîfleri derlediği ve şeyhine teşebbühen el-Makâmu’l-Mahmûd ismini verdiği eseri, tercüme edilerek neşredilmiştir. (İstanbul 2006)