1-Şeyhü’l-İslam Muhammed Es‘ad Efendi

Osmanlı devletinin en çok eser veren ve aynı zamanda şair de olan âlimlerinden biridir. Şeyhü’l-İslam Ebu İshak İsmail Efendi’nin ikinci oğludur. Bu nedenle Ebu İshak İsmail Efendizade ismiyle de bilinmektedir. Zilkade 1096’da (Ekim 1685) doğdu. Babasından ve Mutavvelci Mehmed Efendi’den ilk derslerini aldı. Müderris, Selanik mollası, evkaf müfettişi, fetva emini ve Edirne payesi olup 1145’de Mekke payesi ve Belgrad seferinde ordu kadısı, 1150’de Anadolu payesi ve sonra Rumeli payesi, 1157’de Rumeli kazaskeri oldu. Fetvâ makamına yapılan müracaatlardan harç almaz ve hediye kabul etmezdi. Bazı ihtiyaç sahibi kimselerin kalem masraflarını kendi kesesinden ödeyecek kadar cömert ve hayırsever bir zâttı.[1] Ale’l-usul tahsilini tamamladıktan sonra terfi’ ederek 1161/1748’de Şeyhü’l-İslam olmuştur. 1162’de Şeyhü’l-İslam’lıktan azledilerek Gelibolu’ya sürüldü. 1165 yılında sürgünden kurtularak serbest bırakıldı. 1166 târîhinde vefat ederek Sultan Selim civarında babasının tamir ettirerek hizmete açtığı Cami-i Şerifin haziresine defnedilmiştir.[2]

Faziletli bir kimseydi. Devrinin tek adamı, çeşitli ilimlerde, edebiyatta, musikide, şiir ve inşada ustaydı. Babasının camisine mektep, medrese, şadırvan ve pek çok dersiyeler yaptırarak arkasından hayırla anılacağı eserler bıraktı.[3]

Mirzazade Mehmed Efendi’in damadı, Şair Fıtnat Hanım’ın pederidir.

En meşhur eserleri şunlardır:

a. Lehcetü’l-lügât namındaki Türkçe’den Arabi ve Fârîsi’ye olan bu eser 850 sahifeden ibaret olub 1216 târîhinde tab’ olunmuştur. Behce isminde Lehce’nin muhtasarı gayr-i matbu bir lügati daha vardır.[4]

b. Tefsîr-i Sûre-i Yâ-Sîn

c. Tefsîr-i Âyete’l-Kürsî

d. Tefsîr-i Âyeti’n-Nasr

e. Bülbülname, nazîre-i Atvaku’z-Zeheb li’z-Zemahşerî

 f. Hemziyye, Lamiyye isimlerinde iki kıt’a kasidesi olduğu gibi Bür’e, Dimyatiyye, Mudârîyye gibi Arap kasidelerine de tahmisler yazmıştır.

g. Atrâbu’l-Âsâr.[5]

Aynı zamanda şair de olan Es’ad Efendi’nin şiirlerinden iki kıt’a’yı örnek olarak buraya alıyoruz:

Hakikate nazar et dûrbîn isen zâhid,

Mecâz âyînesinden riyâ görünür.

            Kemîne manzar-ı dehr ol ki çeşm-i sûzandan,

            Nigâh-ı ibret ile mâsivâ görünür.[6]



[1]İslâm Âlimleri Ansiklopedisi, XVI, 312-313.

[2] DİA, ‘Es’ad Efendi’ maddesi.

[3] Sicill-i Osmanî, II, 491.

[4] Muhammed Rif’at, Mir’âtü’l-Lüğât ismiyle telhis ederek 1293’ de İstanbulda tab’ ettirmiştir.

[5] Diğer eserleri için bkz. Osmanlı Müellifleri, I, 239.

[6] Osmanlı Müellifleri, I, 238-239.