Riyazu’l-Gufrân, manzum Yâ-Sîn Sûresi tefsîridir. Kitabın ismi en sonda belirtilmektedir:
Çün tamam oldu bu şerh-i Kur’ân Nâmına dendi Riyâzu’l-Ğufrân.
Ruhuma kim ide bir hayır duâ Her murâdın ide Yezdân kazâ.[1]
Adet olduğu üzere Şeyhî’de eserine Der Medh-i Melik-i Ekrem başlığı altında bir münacat ile başlamış; devamında Der Medh-i Rasûl-Erham bölümüyle bir n’at-ı Rasûl kaleme almıştır. Bu güzel iki bölümden sonra te’lif sebebini ve takip ettiği metodunu beyân ettiği Der Sebeb-i Nazm-ı Şerh-i Kelâm-ı Akdem gelmektedir. Şeyhi, tefsîrini insanları uyarmak, Allah’ın vermiş olduğu ilmi yine Allah rızası için neşretmek, âlem-i bekaya intikal ettiğinde arkasında kendisinin anılmasına vesile olacak bir eser bırakabilmek ve Yâ-Sîn Sûresi gibi önemli bir Sûreyi insanların istifadesine sunmak için yazmıştır.
Söyle ey bülbül-i bâğ-ı melekût Başla efgana dem ur itme sükût.
Vaktidir eyle gül üstünde figân Nâimûn ola deminden yakazân.
Dürr-i elfâzı nisâr et lillah Sana ol kenzi çû virmiş Allah.
Bir gün olur bu kafes ola tehî Dutûben âlem-i lâhûta rehî.
Kala bu yerde bu gülzâr-ı fenâ İdesin yokluk ile azm-i bekâ.
İtmeye kimse senin nâmını yâd Urmadın hayr işe çünkim bünyâd.
Denmez ol kimseye meyyit ey yâr Koya bir nesne anılmaya medâr.
***
Kalb-i Kur’ân kim oldur Yâ-Sîn Şâd olur ânın ile kalb-i hazîn.
Eyle tefsîrini ânın manzûm Okuyanlar ide tâ def-i ğumûm.[2]
Başta, Sûrenin sebeb-i nüzulünü ve faziletlerini ayrı bölümler halinde anlattıktan sonra Şeyhi, önce âyet-i kerimeleri orjinal metinleriyle yazmakta daha sora bu âyetlerin manzum tefsîrine geçmektedir. Bu Sûrenin Mekke’de indiğinde şüphe edilmemesi gerektiğini vurgulayan müellif, müşriklerin eziyetleri karşısında üzülen Peygamber Efendimizi tesellî için gönderildiğini söylemektedir.
Mekke’de oldu bu Sûre nâzil Kılmayın bu söze bir kâl u kıyl.
Ne idi fehm edin inzale sebeb Size takrir edelim heb bî rayb.
***
Tesliyet olmak içün ânda hemîn Geldi Mahbûb-ı Hudâ’ya Yâ-Sîn.
Kim ki Yâ-Sîn okusa didi Rasûl Bula on hatme sevâbını o kul.
Hem buyurmuştur o Mahbûb-ı Hudâ, Gûş-ı cân ile sözüm kıl ısğâ.
Muhtazar olsa kaçan bir insan Biri Yâ-Sîn okusa anda hemân.
İne gökten ana bî ğâye melek Zeyn ola rîş-i melâikeyle felek.[3]