2. Hulâsatü’l-İhlâs

Fahrettin Râzî’nin Mefatihu’l-ğayb isimli tefsîrinden hazırlanmış olan bu ihlâs tefsîrinin başlangıcında eseri basan İzmir de kitapçılık yapan Ahmed Sabri, bir mukaddime kaleme alarak burada II. Abdülhamid’e erbâb-ı kaleme teşvikde bulunduğu ve asrını “hayru’l-edvâr” haline getirdiği için şükranlarını arzettikten sonra kendi sahasında memleketi için hizmet etme arzusunda olduğunu ve bu nedenle de neşr hayatının ilk kitabı ve bu tefsîrin ilk baskısı olan elimizdeki kitabı ortaya çıkardığını ifade ediyor.

Hak-perestim, arz-ı ihlâs ettiğim dergâh bir,

Bir nefes tevhidden ayrılmadım Allah bir.

beytini kitabının kapağına koyan Muallim Naci, sûrenin mealini vererek tefsîre başlar ve bu sûrenin İslam dininin esasını yani tevhidi ortaya koyduğu için, bir hadis-i şerifin de belirttiği gibi, Kur’ân’ın üçte birin denk olduğunu ve bütün ilimleri öğrenmekten kasdın marifetullahı elde etmek olduğuna inanan tevhid erbâbının yegane vird-i zebanı olduğunu söyledikten sonra tefsîrlerde havas tarafından görülüp de avama gizli kalan bu sûre hakkındaki izahatı isteklilerin nazarına arzetmeyi bir vazife telakki ettiğini belirtir ve sûrenin üç değişik nüzul sebebini nakleder. Uzun uzadıya izah ettiği bu rivayetlerin hulâsasını şu cümle ile vermektedir:

“Her halde sûre-i şerifenin nüzulü ashab-ı teksîre karşı isbât-ı tevhid hikmetine mebni olduğu derkârdır. Müsbit-i vahdâniyet-i Hakk olduğu içündür ki sûre-i mezkûrun esmâsından biri de ‘Sûre-i Tevhid’dir.”[1]



[1] İstanbul, 1304, s. 13.