D. Kur’ân Tercümeleri’nin Dil Açısından Taşıdığı Kıymet

Türk dili tarihini öğrenme ve Türk dilinin olgunlaşma ve gelişme sürecini takip etme[1] ve inceleme için eski Kur’ân tercümelerinin ehemmiyeti büyüktür.[2] Hele İslâm’dan sonra Türk dilinin gelişmesinde aldığı yeni istikameti, İslâm dini ile gelen yeni kavramları ifade maksadıyla İslâm’dan önceki Türk kültürü devrinin dil hazinesinden nasıl faydalanıldığını öğrenmek için bu Kur’ân tercümeleri değerli malzemeler sunmaktadır. Mesela Allah-Tanrı, şeytan-yek, kadir-ı mutlak-ugan, kadim-bayat, kitap-bitik, şeriat-nom, nefs-etöz, sevap-yanut, ibadet-yükünç, tapınç, ruhu’l-kuds-arıgtın, cehennem-tamug, cennet-uçmah, uçmak… gibi.[3]

Türk dili’ndeki ölmüş ve unutulmuş kelimeleri diriltmek için en canlı kaynaklardan biri de yine Kur’ân’ın eski tercemeleri, bilhassa da “satırarası tercüme” şeklinde yapılmış olanlarıdır. Kur’ân’ın kelime ve cümleleri üzerinde şimdiye kadar çok durulmuş ve her âyetin delâlet ettiği hakiki mânâya ulaşılmaya gayret edilmiştir. Kur’ân-ı Kerim haricindeki kitapların tercümeleri ise bu kıymeti haiz değildir. Dil itibariyle Kur’ân tercümeleri kadar başka kıymetli bir kaynak bulunamaz.[4] Bu tercümelerde dini tutumun ağır basması, yapılacak her hatadan dolayı günahkâr olma korkusu müellif ve mütercimleri ister istemez dikkatli çalışmaya sevk etmiştir.[5]



[1] “Samaniler devrinde yapılan ilk tercüme zaman ve mekân, yani muhtelif lehçelerin muhtelif devirlerinin tesirini arzetmekte olduğundan bunlar Türk dil tarihi araştırmaları bakımından fevkalade ehemmiyeti haizdir.” (Togan, 1964, s. 19)

[2] Keskioğlu, 1958, s. 91.

[3] İnan, s.79.

[4] Erdoğan, s. 47.

[5] Zülfikar, s. 174.