KARDEŞLERİM! YOKSA SİZLERİ GÜCENDİRDİM Mİ?

Hudeybiye sulhü yapıldıktan sonraydı. Birgün Ebû Süfyân, aralarında Selmân-ı Fârisî, Suheyb-i Rûmî ve Bilâl-i Habeşî’nin de bulunduğu bir gurup müslümanın yanından geçti. Onu gören bu müslümanlar:

“–Allah’ın kılıcı Allah’ın düşmanını haklamadı.” dediler.

Bunu duyan Ebû Bekir (r.a):

“–Bu sözü Kureyş’in büyüğüne ve efendisine mi söylüyorsunuz?” dedi. Sonra da Peygamber (s.a.v)’in yanına gelerek bu hâdiseyi anlattı.

O zaman Rasûl-i Ekrem (s.a.v):

“–Ebû Bekir! Bu sözünle belki de onları gücendirdin. Eğer onları gücendirdiysen, Rabbini de gücendirdin demektir” buyurdu.

Hz. Ebû Bekir hemen o yoksul müslümanların yanına gelerek:

“–Kardeşlerim! Yoksa sizleri gücendirdim mi?” diye sordu.

Onlar:

“–Hayır sana gücenmedik. Allah seni bağışlasın, kardeş!” dediler. (Müslim, Fedâilü’s-sahâbe 170)

İslâm’a hizmet için koşan Allah dostlarına karşı son derecede uyanık olmak ve onları asla incitmemek icab eder. Çünkü Allah Teâlâ, dostlarına düşmanlıkta bulunanlara harp îlân edeceğini bildirmiştir. Böylesine ağır bir ihtâr da sâdece iki husûsta vârid olmuştur:

– Fâiz yemek (el-Bakara, 279),

– Allah dostlarına düşmanlık etmek (Buhârî, Rikak 38).