Ashâb-ı kirâmın birbirine bakışı son derece insaflı idi. Hz. Ali’ye, kendisine karşı savaşan Cemel ehli hakkında:
“‒Onlar müşrik midir?” diye soruldu. Ali (r.a):
“‒Onlar şirkten kaçtılar.” buyurdu.
“‒Onlar münâfık mıdır?” diye soruldu. Ali (r.a):
“‒Münâfıklar Allah’ı zikretmezler, ancak pek az hatırlarlar. (Hâlbuki bunlar öyle değildir.)” buyurdu.
“‒Öyleyse onlar nedir?” diye soruldu. Ali (r.a):
“–Bunlar bize karşı taşkınlık eden kardeşlerimizdir.” buyurdu. (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VII, 535/37763)
Hz. Ali (r.a) kendisiyle savaşanlara müslüman muâmelesi yapmış: Kaçanları, yaralıları ve esirleri öldürmemiş, mallarını ganimet olarak almamıştır. (Abdurrazzâk, Musannef, X, 123/18590)
Ashâb-ı kirâm arasında ictihad farklılığı olmuştu. Aradaki fitnecilerin körüklemesiyle bu durum istemeden savaşa kadar gitti. Hz. Ali (r.a) içtihadında isabet ettiği için daha çok sevap aldı, karşısındakiler de samîmî ve ihlâslı oldukları için hatâlı ictihadlarından bir sevap kazandılar.