Kays bin Ebû Hâzim şöyle anlatır:
“Medine-i Münevvere’de idim. Çarşıda dolaşırken Ahcâru’z-Zeyt denilen taşlık bölgeye vardım. Orada hayvanın üzerine duran bir adamın etrafına toplanmış kalabalık bir cemaat gördüm. Bineğin üzerindeki adam Hz. Ali’ye hakaretler ediyor, insanlar da etrafında onu dinliyordu. Birden yanlarına Sa‘d bin Ebî Vakkâs t geldi ve:
«–Bu da nedir?» diye sordu.
«–Bir adam gelmiş, Hz. Ali’nin aleyhine konuşuyor, ona hakaret ediyor» dediler. Sa‘d t ilerledi, hemen ona yol açtılar, adamın yanına kadar varıp:
«–Be adam, ne diye Hz. Ali’ye hakaret ediyorsun? O ilk müslümanlardan değil mi? Rasûlullah r ile birlikte ilk namaz kılanlardan değil mi? Dünyaya karşı insanların en zâhidi değil miydi? İnsanların en âlimi değil miydi?» diye Hz. Ali’nin faziletlerini sayıp döktü ve en son:
«–O Peygamber r Efendimiz’in damadı değil miydi? Gazvelerinde Rasûlullah Efendimiz’in bayrağını taşımaz mıydı?» diye sözünü bitirdi.
Sonra kıbleye dönüp ellerini kaldırdı:
«Allah’ım! Eğer şu adam senin velîlerinden birine hakaret ediyorsa, şu cemaate kudretini göstermeden onları buradan dağıtma!» diye niyâz etti.
Vallahi biz daha oradan ayrılmadan adamın hayvanı hırçınlaştı, onu başının üzerine taşların içine fırlattı. Adamın kafası yarılıp beyni dışarı fırladı ve hemen oracıkta ölüverdi.” (Hâkim, Müstedrek, III, 571/6121)