Allah’ın Affını İstiyorsan, Sen De İnsanları Affet!

Hz. Ali t, Mısır’a vâli tayin ettiği Mâlik bin Hâris’e bir emirnâme yazmıştı. Orada geçen şu ifadeler hakikaten büyük bir insaniyet ve fazilet örneği sergilemektedir:

“İnsanlara, canavarın sürüye baktığı gibi bakma! Onlara karşı kalbinde sevgi, merhamet ve iyilik duyguları besle! Çünkü istisnasız bütün insanlar ya dinde kardeşin ya da yaratılışta eşindir. İnsanlar hata edebilir, başlarına iş gelebilir. Düşenin elinden tut, kendin için Allah’ın affını istiyorsan, sen de insanları affet, onları hoş gör ve bağışla! Allah’a karşı asla kafa tutma! Affından dolayı asla pişmanlık duyma! Verdiğin cezadan dolayı da sevinme!”

“Seni yoksulluğa düşmekle korkutarak iyilik yapmana mâni olan cimriyi, büyük işler karşısında azmini kıracak korkağı ve gözünü hırs bürümüş kimseleri istişâre heyetine alma!”

“Altından kalkamayacağını anladığın konuları Allah’a ve Rasûlü’ne havale et! Allah’a havâle, O’nun kitabına; Rasûlü’ne havale de onun Sünnet’ine müracaat etmek demektir.”

“Kendini beğenme, yüzüne karşı seni övenlere itibar etme! Yaptığın işleri insanların başına kakma, yaptığın işleri büyütme, onlara verdiğin sözden dönme! Başa kakmak iyiliği bitirir, mübalağa hakikati söndürür, sözünde durmamak ise Hâlık’ın da halkın da nefretini celbeder.”[1]

“Diken tohumları ekilen bir tarladan, gül desteleri derlenemez.”[2]

“Her ne kadar temiz bir niyetle ve insanların faydası için yaptığın bütün çalışmalar Allah rızâsı içinse de, sen yine de vakitlerinin en hayırlısını Allah ile kendi arandaki işler için ayır! Sırf Allah rızâsı için edâ edeceğin ibâdetlerin en mühimi de Allah’ın zâtına mahsus olan farzlardır. Gecende ve gündüzünde, bedenindeki Allah’a âit kulluk hissesini ayır ve seni Yüce Rabbine yaklaştıran bu ibâdetleri her ne pahasına olursa olsun eksiksiz yerine getir!…”



[1] Muhyiddîn Seydî Çelebi, Buhârî’de Yönetim Esasları, Haz. Doç. Dr. Mehmet Erdoğan, İstanbul 2000, s. 47-54.

[2] Muhyiddîn Seydî Çelebi, Buhârî’de Yönetim Esasları, s. 32.