Rasûlullah Efendimiz r Hicrî 5. senede atlar ve develer arasında yarışlar yaptırdılar. Hz. Ali’ye:
“–İnsanlar arasındaki şu at yarışını yönetmeye seni memur ettim” buyurdular. Hz. Ali t gidip Sürâka bin Mâlik’i çağırdı. Ona:
“–Ey Sürâka! Peygamber Efendimiz’in bu yarışta bana tevdi ettiği vazifeye seni de ortak ettim. Yarış meydanına gidip yarışa girecek atları sırala! Sonra da insanlara:
«–Meydan düzeltici, genç binici, at çulunu alıcı kim var içinizde?» diyerek üç kere seslen! Bu dâvetine kimse icabet etmezse, üç kere tekbir al, üçüncü tekbirle birlikte atları yarışa sal! Allah, kullarından dilediğini yarışta mes’ûd kılar” dedi.
Hz. Ali t yarışın bitiş noktasında oturdu. Bitişe boydan boya bir çizgi çizdi. Çizginin iki tarafına karşılıklı iki kişi durdurdu.[1]
İslâm, insanları dâimâ faydalı işler yapmaya teşvik eder. İnsanda mevcut olan temâyülleri hep hayra yönlendirir. Aynı şekilde insan nefsinin eğlenme meylini de vatan savunmasına yardımcı olacak yarış ve eğitim faaliyetlerine yönlendirmiştir. Bu durum aynı zamanda müslümanların düşman karşısında dâimâ uyanık ve hazır bulunmaları gerektiğini de göstermektedir.
Ancak şuna dikkat etmelidir ki, Allah Rasûlü r Efendimiz, bu yarışların kumara girmemesi için hassâsiyet göstermiş, gerekli tedbirleri almışlardır. Dolayısıyla bugünkü yarışları da kumar vasfından çıkarıp insanlara ve vatan müdâfaasına faydalı hâle getirmek gerekmektedir. Aksi takdirde İslâm’ın, kumar şeklindeki yarışları tasvib etmesi mümkün değildir.
[1] Ebu’t-Tayyib, Ikdu’s-semîn, I, 249; Diyârbekrî, I, 468; Vâkıdî, II, 426; Beyhakî, Kübrâ, X, 22; Dârekutnî, IV, 304, 305; Ali el-Müttakî, IV, 463.