Sabaha Kadar Namaz ve Dua

Hz. Ali (r.a), Müslümanların 17 Ramazan gecesini müşrik ordusunun karşısında nasıl geçirdiklerini şöyle anlatır:

“Bedir gecesi bizden herkes uyudu, ancak Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) bir ağaca doğru sabaha kadar namaz kılıp duâ ettiler, (ağladılar). O gün içimizde Mikdâd bin Esved’den başka atlı yoktu.” (Ahmed, I, 138, 125)

 “Gece bize biraz yağmur yağdı. Ağaçların ve kalkanların altına girerek yağmurdan korunduk. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) geceyi Rabbine duâ ederek geçirdi. Şöyle niyâzda bulunuyorlardı:

«Allah’ın, eğer bu topluluğu helâk edersen bir daha yeryüzünde Sana ibâdet edilmez!»

Fecir doğunca:

«‒Ey Allah’ın kulları, haydin namaza!» diye nidâ ettiler. İnsanlar ağaçların ve kalkanların altından geldiler. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) bize namaz kıldırdılar ve savaşa teşvik ettiler…” (Ahmed, I, 117)

Allah Rasûlü (s.a.v) bekçilik yapıyor ve ordusunu dinlendiriyordu.

“O vakit siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben ardı ardına gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurmuştu. Allah bunu sırf bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz tatmin olsun (sükûnet bulsun) diye yapmıştı. Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.

O vakit katından bir emniyet olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu; sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (verdiği vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten bir su (yağmur) indiriyordu.” (el-Enfâl, 9-11)

Fahr-i Kâinât Efendimiz, kavlî duâsını en güzel şekilde yaptıktan sonra fiilî duâya da ehemmiyet vermiş ve düşmana karşı büyük bir şecaat ve kahramanlık misâli sergilemiştir. Hz. Ali t şöyle der:

“Biz Bedir’de, Allah Rasûlü’ne sığınıyorduk. O gün kendileri, düşmana en yakın olanımız, insanların en cesur ve metânetli olanı idi.” (Ahmed, I, 86, 126)