Hz. Ali t şöyle anlatır:
“Kuba’da kaldığım günlerde her gece bir adamın gelip müslüman bir dul kadının kapısını çaldığını, dışarı çıktığı zaman ona birşeyler verdiğini gördüm. Bu işten şüphelenerek kadının yanına vardım ve:
«–Ey Allah’ın kulu! Her gece gelip senin kapını çalan bu adam kimdir?! Yanına çıktığında sana ne olduğunu anlayamadığım birşeyler veriyor. Hâlbuki sen kocası olmayan müslüman bir kadınsın?!» dedim.
Kadın bana şöyle dedi:
«–O, Sehl bin Huneyf’tir. Benim kimsesiz bir kadın olduğumu bildiği için gece karanlık bastırınca kavmine âit putlardan birini kırıp odunlarını yakmam için bana getirir!»
Ali t, Irak’ta yanında vefât edinceye kadar Sehl t’in bu yaptığını hep anlatırdı.”[1]
Hz. Ali t, bu gayretinden dolayı Sehl bin Huneyf t’i Irak’ta yanında vefât edinceye kadar kendinden hiç ayırmadı. Bu hâdiseden anlıyoruz ki müslüman dâimâ firâsetle hareket etmeli, etrâfında meydana gelen hâdiselere karşı dikkatli olmalı ve çevresindeki insanları iyi seçmelidir.
[1] İbn-i Hişâm, II, 111; Taberî, Târih, II, 249; İbn-i Seyyid, I, 192-193, İbn-i Kesîr, Bidâye, III, 197-198; Halebî, II, 233.