Kadere Îman

Yahyâ bin Mürre anlatıyor:

Hz. Ali t halîfe iken geceleri nâfile namaz kılmak üzere mescide çıkardı. Bir gece kendisini korumak için arkasından gittik. Namazı bitirince yanımıza geldi ve sordu:

«–Burada oturmanızın sebebi nedir?»

«–Seni koruyoruz.»

«–Semâ ehlinden mi dünya halkından mı?»

«–Dünya halkından.»

Bunun üzerine Hz. Ali t şöyle dedi:

«–Tahakkuk etmesine gökte hüküm verilmemiş hiçbir şey, yeryüzünde meydana gelmez. Her bir insana iki koruyucu melek verilmiştir. Bunlar o kimseyi, kaderinin tahakkuk ânına kadar himâye ederler. O an gelince de onu kaderiyle baş başa bırakırlar. Benim üzerimde Allah’ın koruması vardır, ecelim gelince bu koruma nihâyete erecektir. Bir kul kendisi için yazılan şeylerin muhakkak vukû bulacağını, yazılmayanların ise asla meydana gelmeyeceğini bilmedikçe, îmânın tadını alamaz!»” (İbn-i Asâkir, Târîhu Dımeşk, XLII, 552)

Tevekkül etmeyip Allah’ı unutan ve her yaptığını kendinden bilen kimseler, netîce îtibâriyle yine kaderleri ile yüzyüze geleceklerdir. Ancak Allah’ın rızâsını elde edememiş ve imtihanı kaybetmiş olarak! Tevekkül etmek ise insanı Yüce Rabbi’ne daha yakın kılacağı gibi dünya hayatını rahat ve sıkıntısız bir şekilde geçirmesine de yardımcı olacaktır.