Sünnet Kur’ân’ın Tefsîridir

Hevâ ehli sapık fırkalardan bir grup Ali bin Ebî Tâlib (r.a) ile tartıştı. İbn-i Abbâs (r.a) ona:

“‒Ey Ebü’l-Hasen, Kur’ân-ı Kerîm veciz bir kitap olup pekçok mânâyı aynı anda ihtivâ ettiği için herkes kendi anlayışına göre delil getirebilir. Sen bir âyet okursun, onlar da başka âyetler okurlar. Onlarla Sünnet’ten delil getirerek tartış! Zîrâ onlar Sünnet adına yalan söyleyemezler!” dedi.[1]

Diğer bir rivâyete göre Ali bin Ebî Tâlib (r.a) İbn-i Abbâs (r.a)’yı Hâricîler’e göndermiş ve ona şöyle buyurmuştur:

“‒Onlara git ve kendileriyle tartış! Ancak onlara Kur’ân’dan delil getirme! Zîrâ o çok yönlüdür. Onlarla, Sünnet’ten delil getirerek tartış!” (Süyûtî, Miftâhu’l-cenne, s. 59)



[1] Hatîb el-Bağdâdî, el-Fakîh ve’l-mütefakkıh, Dâru İbni’l-Cevzî, 1421, I, 560; Süyûtî, Miftâhu’l-cenne, el-Medînetü’l-Münevvere, 1409, s. 59.